14 Aralık 2025 Pazar

 PATRONLARIN DEMOKRASİSİ


Nevin BİLGİN

Modern işyerlerinde eşitlik, motivasyon gibi bir süre gündemlerle çalışanların verimi arttırılmaya çalışılsa da uygulamada bunun gerçekten böyle olmadığını görüyoruz. 

Patron, müdür, amir ve çalışanlar aynı çatı altındadır. Ancak yönetim katındakiler ve bazı çalışanlar eşittir desek yeridir. 

Bu yemeklere bile yansır. Bazıları işyerinin  terasında sushi yerken, bazıları bodrum katında simit kemirir.

Lüks Menü – Alt Kademe Menüsü

Patron öğle yemeğinde “küçük bir toplantı” bahanesiyle şehrin en pahalı restoranına gider. Müdür ona eşlik eder, amir menüyü incelerken fiyatlara “kurumsal vizyon” der. 

Aynı saatlerde çalışanlara bir müjde verilir:

“Bugün şirketteki yemekte tavuk var"

Evet, tavuk ve dönüşümlü olarak makarna ya da pilav günüdür. 



Dün de öyleydi. Yarın da sürpriz yoktur. 

Arada çeşit olsun diye makarnanın şekli değişir. Penne olur, fiyonk olur. Ama kader hep aynıdır.

Simit Ismarlamak Müdürün Jesti

Bazen patronun ya da müdürün içi yumuşar. Empati yapar. O gün mesaiye kalmanızı isteyerektir.  Muhasebeyle göz göze gelir ve o tarihi karar alınır:

“Arkadaşlara simit söyleyelim.”

Bu an, şirket tarihinde bir dönüm noktasıdır. Çalışanlar o gün kendilerini gerçekten “değerli” hisseder. Hatta bazıları simidi yarın da yesek mi diye hayal kurar ama fazla hayal zararlıdır performansı düşürür.

Ayrıcalıklı Kadro

Her işyerinde bir ayrıcalıklılar listesi vardır. Bu liste yazılı değildir ama herkes bilir.

Onlar:

·Patronun adını kısaltarak söyleyebilir

·Çıkış saatini esnetebilir

·“Bugün erken çıkıyorum” cümlesini kurabilir

Diğerleri ise:

·İzin alırken dilekçe, ek dilekçe ve dilekçenin dilekçesini verir

·Beş dakika geç kalınca “kurumsal disiplin” ile tanışır ve evine gönderilerek izinli sayılabilir. 

Ama sorun yoktur. Çünkü bu eşitsizlik “kişisel değil, tamamen iş odaklıdır.”

Müdür her eşitsizliği şu cümleyle açıklar:

"Bu tamamen prosedür.”, "Profesyonellik bunu gerektirir"

Hangi prosedür olduğu bilinmez ama kutsaldır. Sorgulanmaz. Tıpkı her gün çıkan makarna gibi.

Amir de sık sık şu cümleyi kurar; 

“Ben de isterdim ama elimden bir şey gelmiyor.”

Elbette. Sistemin suçu. İnsanların değil.

Performans ve Protein İlişkisi

İlginçtir; patronlar yüksek performans bekler. Ama çalışanlar karbonhidratla çalışır. Protein sadece üst yönetim katında bulunur. Beyaz et, kırmızı et ve deniz ürünleri yukarıda, umutsuzluk ve pilav aşağıdadır.

Sonra şaşırılır:

“Neden motivasyon düşük?”

Bu işyerlerinde hiyerarşi bellidir:

Kim ne yer, nerede yer, kiminle yer…

Adalet tabakta başlar derler ama burada tabaklar farklıdır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder