Metropol insanının "diyarsızlaşması", "duyarsızlaşması"
Nevin Bilgin
Havalimanları, metrolar, devasa alışveriş merkezleri, zincir kahveciler ve otoyollar gibi mekanlar kimliksizdir, tarihsizdir ve bireyle bağ kurmaz.
Metropol insanı, gününün büyük bölümünü bu birbirinin aynısı olan, ruhu ve hafızası bulunmayan "geçiş alanlarında" harcar.
Evinden çıkıp işine giden bir insan, neredeyse hiç gerçek mekansal iz bırakmadan günü tamamlayabilir.
Sosyolog Georg Simmel, modern kent insanını incelerken onun bıkkın,duyarsız, diyarsız bir ruh haline büründüğünü söyler.
Metropol, insanı sürekli bir uyarıcı yağmuruna tutar.
Reklam panoları, trafik gürültüsü, kalabalıklar, bitmeyen bir devinim... İnsan zihni bu aşırı yüklemeden korunmak için kendini kapatır, çevreye ve diğer insanlara karşı kayıtsızlaşır. Çevresine karşı duvarlar ören insan, yaşadığı kentle de derin bir aidiyet ilişkisi kuramaz.
Geçicilik
Zygmunt Bauman’ın Akışkan Modernite"olarak adlandırdığı çağda, her şey geçicidir.
İşler, evler, ilişkiler ve mahalleler sürekli değişir. Kentsel dönüşüm adı altında mahalle kültürleri yok edilirken, yerine dikilen devasa rezidanslar ve siteler aidiyet hissi sunmaz.
Bir insanın çocukluğunun geçtiği sokağı, oturduğu kahveyi, gölgesinde büyüdüğü ağacı bulamadığı bir kent, artık onun diyarı olmaktan çıkar sadece geçici olarak konakladığı bir koordinat noktasına dönüşür.
Yalnızlık
Geleneksel yaşamda diyar sadece coğrafi bir yer değil, insanın kim olduğunu bilen, onu kollayan bir topluluk anlamına gelirdi.
Metropolde ise kalabalıklar içinde yalnızlık hakimdir.
İnsanlar aynı binada yaşadıkları komşularının adını bile bilmezler. İlişkiler işlevsel, mekanik ve çıkar odaklı hale geldikçe, insan kendini bir topluluğa ait hissedemez. Kimsesizlik hissi, mekansızlık hissini doğurur.
Doğa ile Bağ
İnsanın en köklü diyarı yeryüzü ve doğadır.
Metropol hayatı, insanı beton, asfalt ve yapay ışıkların arasına sıkıştırarak topraktan, mevsimlerin ritminden ve gökyüzünden koparır.
Beton binaların arasında sıkışan, mevsim değişimlerini sadece vitrinlerden ya da kıyafet kalınlıklarından takip eden insan, bağını kaybeder. Bu doğal yabancılaşma, varoluşsal bir yurtsuzluk doğurur.
Metropolde her metrekare ve her saniye satılık bir meta haline gelmiştir. Parkta oturmak yerine bir kafede para ödemek, sokakta yürümek yerine bir spor salonuna üye olmak gerekir.
Yaşam alanlarının bu denli ticarileşmesi, insanın kentle kurduğu ilişkiyi ev sahibi ilişkisinden müşteri ilişkisine indirger. Bir müşteri ise tükettiği yere asla ait olamaz sadece oranın kullanıcısıdır.
#metropol
#kentinmüşterileri
#duyarsızlık
#diyarsızlık
















