Kadınsal!!!!! Dertler...
Kimse Bana “Kadınlar Günü” Demesin
Balgamlı lavabolar, kirli bırakılan tuvaletler ve erkekler...
Nevin BİLGİN
Erkeğin hayatı boyunca çoğu zaman ruhunun bile duymadığı, söylense de bir yerinden girip bir yerinden çıktığı kulağına garip bir uğultu gibi gelen ses şeklinde gördüğü kadın görevleri vardır.
Görülmeyen, fark edilmeyen ama her gün tekrar eden küçük işler…
Sabah kadın uyanır. Daha yüzünü yıkamak için lavaboya yönelmeden karşısına çıkan manzara bellidir: lavaboda balgam, sümük ya da ne olduğu belirsiz kirler. Kim temizler? Kadın temizler. Erkeğin ruhu bile duymaz. Horultuyla uyamaktadır ya da sosyal medyada zeka gerektirmeyen bir şeye gülmektedir.
Kadın tuvalete girmek ister. Sifon çekilmemiştir ya da tuvaletin kenarları kir içindedir. Kadın önce temizler, sonra kullanır. Çünkü öyle bırakıp çıkamaz. Bunu da kimse fark etmez.
Tuvalet kağıdına uzanır. Bitmiştir. Yeni ruloyu takan kimdir? Yine kadın.
Evdekiler kullanır ama ruloyu yerine koymak nedense hep kadının işidir. Bunun da kimsenin ruhu duymaz.
Salona geçer. Belki bir an dışarıyı seyredecektir.
Ama koltukların üzerinde çitlenmiş çekirdek kabukları, yenmiş kuruyemişlerin kırıntıları vardır. Yastıklar gelişigüzel atılmıştır.
Önce onları toplar, temizler. Sonra belki bir dakika oturabilir. Ya da aklına yapacağı işler gelince hemen harekete geçmesi gerektiğini düşünür.
Mutfağa girer.
Kirlenmiş çaydanlık, akşamdan sinema, dizi keyfi yapanların kurumuş bulaşıklarıyla karşı karşıya kalır. Bitmiş sabun, eskimiş bulaşık süngeri, bayatlamaya başlamış ekmekler, dolmuş çöp… Hepsini fark eden odur.
Çöpü dışarı çıkaran, eksikleri tamamlayan yine odur.
Sonra düşünmeye başlar:
Bugün evde ne yemek yapılacak?
Protein var mı? Karbonhidrat dengesi nasıl olacak?
Dolapta ne eksildi?
Market alışverişi ne zaman yapılacak?
Bulaşık makinesine bakar. Yerleştirilecek bulaşıklar vardır. Makineyi çalıştırır. Bitince boşaltır, dolaplara yerleştirir. Arada göz ucuyla bakar: elde yıkanacak bir şey kalmış mı?
Çamaşır varsa ayırır. Beyazlar, renkliler… Makineye atar. Bitince asar. Kuruyunca toplar. Katlar. Yerlerine yerleştirir.
Market alışverişi için zaman ayırır. Pazara gidilecekse liste hazırlar. Evde eksik olanları düşünür. Kimsenin aklına gelmeyen ayrıntılar onun zihninde sürekli döner.
Evin genel temizliği vardır. Ortalığın düzeni vardır.
Kimin doktor kontrolü yaklaşmış?
Faturalar ödenmiş mi?
Evde herkes kendi sorumluluğunu yerine getiriyor mu?
Bütün bunların arasında tekrar tuvalete gider. Yine sifon çekilmemiştir çünkü. Yine lavaboda kir vardır. Gün içinde dört beş kez aynı temizliği yapmak zorunda kalır.
Ve bütün bunlar çoğu zaman görünmez.
Sonra evdekiler sürekli sorar:
“Sen ne iş yapıyorsun ki?”
Oysa anlatılanlar sadece evde geçen bir günün küçük bir kısmıdır.
Bunun bir de dışarıdaki hayatı vardır. İş hayatı vardır. Toplum içindeki sorumlulukları vardır.
İşte bu yüzden kimse bana “Kadınlar Günü” demesin.
Çünkü kadınlık çoğu zaman kutlanan bir şey değil, görünmeyen bir emektir.
Ve belki de en çok sorulması gereken soru şudur:
Kadın bütün bunların arasında kendisine ne zaman zaman ayırır?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder