5 Mart 2026 Perşembe

 İran Savaşı, Enerji Piyasaları ve Küresel Ekonomi



İran ile yaşanan askeri gerilimin tam ölçekli bir savaşa dönüşmesi ihtimali, küresel enerji piyasalarındaki dengeleri yeniden sarsmış durumda. 2025’in sonlarında görece sakinleşen petrol piyasası, jeopolitik risklerin tekrar artmasıyla birlikte yeniden küresel gündemin merkezine yerleşti.

Bu krizin kalbinde ise Hürmüz Boğazı bulunuyor. Günlük yaklaşık 1,3 milyar dolarlık petrol ve doğalgaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si bu dar su yolundan geçiyor. Bu nedenle Hürmüz’de yaşanabilecek herhangi bir aksama, küresel enerji arzı üzerinde anında etkili oluyor ve petrol fiyatlarının hızla yükselmesine neden olabiliyor.

Bugün piyasalarda konuşulan senaryolar üç ana başlıkta toplanıyor. Eğer gerilim sınırlı kalır ve çatışmalar kontrol altında tutulabilirse, petrol fiyatlarının varil başına yaklaşık 85 dolar seviyesine yükselmesi bekleniyor. Ancak çatışmanın bölgeye yayılması veya enerji arzının daha uzun süre kesintiye uğraması durumunda fiyatların 90 hatta 100 dolar seviyesini aşması olası görülüyor. 

Daha kötümser senaryolarda ise Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli kapanması veya bölgedeki enerji tesislerinin doğrudan hedef alınması halinde petrol fiyatlarının 140 dolar seviyesine kadar çıkabileceği dile getiriliyor.

Krizin küresel ekonomi açısından öneminin bir diğer nedeni de İran’ın enerji üretimindeki rolü. İran günde 3 milyon varilin üzerinde petrol üretirken, bunun yaklaşık üçte ikisini ihraç ediyor. 

Bu ihracatın en büyük bölümü ise Asya’ya, özellikle de enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran petrolünden karşılayan Çin’e gidiyor. Bu nedenle İran ihracatında yaşanacak bir aksama, yalnızca Orta Doğu’yu değil, küresel tedarik zincirlerini ve büyük sanayi ekonomilerini de etkileyebilir. 

Zaten son yıllarda yaşanan enflasyon dalgalarından henüz tam olarak kurtulamamış olan küresel ekonomi üzerinde yeni bir maliyet baskısı oluşabilir.

Bununla birlikte piyasada dengeleyici bazı faktörler de bulunuyor. Öncelikle İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uzun süre kapatma kapasitesi birçok savunma uzmanı tarafından tartışmalı görülüyor. Uluslararası deniz kuvvetlerinin bölgedeki ticaret yollarını korumaya yönelik hazırlıkları bu ihtimali sınırlayan bir unsur olarak değerlendiriliyor.

İkinci olarak, enerji piyasaları son yıllarda jeopolitik şoklara karşı daha hızlı tepki verebilen bir yapıya kavuştu. Büyük ekonomiler stratejik petrol rezervlerini kullanarak arz şoklarının etkisini azaltma konusunda daha hazırlıklı durumda.

Üçüncü ve önemli bir denge unsuru ise OPEC ülkelerinin yedek üretim kapasitesi. Bazı üretici ülkelerin toplamda 3,5–3,7 milyon varil/gün civarında ek üretim kapasitesine sahip olduğu tahmin ediliyor. Bu rakam neredeyse İran’ın mevcut üretimine eşdeğer. Gerektiğinde bu kapasitenin devreye alınabileceği yönündeki açıklamalar, piyasaları sakinleştirmeye yönelik bir güvence olarak görülüyor.

Geçmiş deneyimler de benzer bir tabloya işaret ediyor. 2024 ve 2025 yıllarında yaşanan bölgesel gerilimlerde petrol fiyatları hızla yükselse de, çatışmanın sınırları netleştiğinde piyasaların kısa sürede dengelendiği görülmüştü.

İran çevresinde yaşanan askeri gerilim yalnızca bölgesel bir güvenlik meselesi değil enerji fiyatları, küresel enflasyon ve ticaret dengeleri açısından da kritik bir gelişme. 

Krizin süresi ve kapsamı, önümüzdeki dönemde petrol piyasalarının ve küresel ekonominin yönünü belirleyecek en önemli faktörlerden biri olacak.

Kaynakça

https://www.indyturk.com/node/773789/d%C3%BCnyadan-sesler/sava%C5%9F-petrol-ve-istikrars%C4%B1zl%C4%B1k

https://tr.euronews.com/business/2026/03/05/iran-savasi-avrupa-ekonomileri-ne-kadar-kirilgan

https://timesofindia.indiatimes.com/business/india-business/beyond-oil-how-us-iran-war-middle-east-crisis-may-hit-indias-economy-sector-wise-impact-explained/

https://www.dikgazete.com/amp/haber/iran-ile-savas-abd-ekonomisi-icin-yeni-bir-risk-olusturuyor

https://www.reuters.com/world/middle-east/damage-israeli-economy-iran-war-could-top-29-billion-week-ministry-says


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder