Psikolojide Erkek Egemen Bakış Var mı?
Tarafsız Bilim İddiasının Feminist Bir Sorgulaması
Nevin BİLGİN
Psikoloji kendini uzun yıllar boyunca tarafsız, bilimsel, evrensel bir disiplin olarak sundu. Ancak feminist kuram ve eleştirel sosyal bilimler şu soruyu ısrarla sormaya devam ediyor:
Bu tarafsızlık kimin deneyimi üzerinden kuruldu?
Bugün terapötik pratiklerde sıkça karşılaştığımız bir tablo var, sorunların temeline hep anne yerleştiriliyor. Baba ise "hayalet" gibi. Sessiz, yok, zaten öyleydi denilerek çoğu kez analiz dışı kalıyor.
Bu durum kişisel bir tesadüf değil psikolojinin tarihsel ve kuramsal yapısıyla yakından ilişkili.
Literatür, toplumun anneyi "kutsal, fedakar ve hatasız" bir varlık olarak kurguladığını söyler. Ancak bu kutsallık iki ucu keskin bir bıçaktır:
·Yetersizlik Hissi: Eğer çocukta bir "sorun" varsa, bu annenin kutsal görevini yerine getiremediğinin kanıtı sayılır.
·Babanın "Misafir" Rolü: Toplum ve hukuk babayı "yardımcı" veya sadece "geçim sağlayan" kişi olarak gördüğü için, babanın çocuk üzerindeki etkisi analiz dışı kalır.
Feminist psikologlar (örneğin Paula Caplan), anne suçlamasının aslında erkek egemen sistemin bir savunma mekanizması olduğunu savunur.
·Sorumluluğu Kaydırma: Toplumsal sorunlar (yoksulluk, şiddet, eğitim yetersizliği) bireyselleştirilir ve annenin üzerine yıkılır. Böylece devlet ve babalık kurumu eleştiriden kurtulur.
·Görünmez Baba: Baba figürü "sert" veya "sessiz" olduğunda bu "doğal" karşılanırken, annenin en ufak bir öfkesi "patolojik" olarak etiketlenir.
Psikolojinin Tarihsel Kör Noktası
Modern psikolojinin kurucu figürleri Freud’dan Erikson’a, Bowlby’den Piaget’ye teorilerini büyük ölçüde erkek deneyimini norm kabul ederek geliştirdi. Kadınlar ya araştırma nesnesi oldu ya da sapma olarak tanımlandı. Erkek özne, kadın ise ilişki kuran, bakım veren, düzenleyen bir figür olarak konumlandırıldı.
Bu durum özellikle anne figürünün aşırı merkezileştirilmesi ile sonuçlandı. Çocuğun duygusal gelişimi, bağlanması, kişilik yapılanması neredeyse tamamen anne–çocuk ilişkisi üzerinden okundu. Baba ise ya ikincil bir rol aldı ya da yokluğu doğal kabul edildi.
Bu teorik çerçeve, farkında olmadan şunu üretti:
Sorumluluğu olan ama gücü olmayan bir kadın figürü.
Erkek Egemenliğinin Yeniden Üretimi
Günümüz terapilerinde kullanılan dil, çoğu zaman bireysel farkındalığı merkeze alırken toplumsal bağlamı dışarıda bırakıyor.
“Seni kim incitti?”, “Hangi ilişki sana zarar verdi?” gibi sorular soruluyor ancak şu sorular çoğu zaman eksik kalıyor:
Anne hangi koşullarda anne oldu?, Baba neden yoktu ve bu yokluk nasıl normalleştirildi?, Ekonomik, kültürel ve patriyarkal yapı bu aileyi nasıl şekillendirdi?
Bu sorular sorulmadığında, ortaya çıkan tablo şu oluyor; birey güçlenir, ama bu güçlenme en güvenli hedefe yönelen bir öfkeye dönüşür. O hedef çoğu zaman annedir. Çünkü anne erişilebilirdir, hayattadır, ilişkiyi koparmamıştır. Baba ise ya ulaşılmazdır ya da hesap sorulamaz bir konumdadır.
Bu, terapötik olarak anlaşılabilir olabilir ancak bilimsel olarak eksiktir.
Feminist yaklaşım, anne–çocuk ilişkisinin önemini inkar etmezken, bu ilişkinin yalıtılmış bir bağ olmadığını vurgulamakta. Anne, bireysel bir fail değil çoğu zaman yalnız bırakılmış, desteklenmemiş, yükün tamamını taşımak zorunda kalmış bir kadındır.
Psikoloji, bu bağlamı görmezden geldiğinde patriyarkanın klasik işleyişini yeniden üretmiş oluyor.
Bu nedenle “psikolojide erkek egemen bakış var mı?” sorusunun cevabı yalnızca teorik değil, pratik aslında.
Terapi odasında kimin sorgulandığı, kimin sorgulanmadığı; kimin öfkeye muhatap olduğu, kimin sessizce aklandığı bu bakışın somut göstergesi.
Psikoloji bütünüyle yanlı bir bilim değil, ancak cinsiyet körlüğü, tarafsızlık değil. Aksine, mevcut güç ilişkilerini görünmez kılarak onları yeniden üretmenin en etkili yolu olabiliyor.
Kaynakça:
https://dergi.bilgi.edu.tr/index.php/reflektif/article/view
https://psychologytimes.com.tr/kadin-erkek-esitligine-psikolojik-bir-bakis
https://dergipark.org.tr/tr/pub/ktc/article
https://www.tavsiyeediyorum.com/makale
https://gcris.pau.edu.tr/entities/publication
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder