22 Nisan 2026 Çarşamba

 AVRUPA BİRLİĞİ NEYE DÖNÜŞÜYOR? 

ULUSLARIN AVRUPASI VE AŞIRI SAĞIN YÜKSELİŞİ



Nevin BİLGİN

“Ulusların Avrupası” yaklaşımı, Avrupa entegrasyonunu tamamen reddetmiyor. Ancak Brüksel merkezli karar alma mekanizmalarını sınırlandırmayı, egemenliği yeniden ulus devletlere taşımayı savunuyor. Bu çizgi, özellikle 1990’lardan sonra yükselen aşırı sağ popülist partilerin Avrupa Birliği eleştirisiyle kesişmiş durumda.

Bu kesişim üç ana noktada görünüyor: 

Egemenlik ve Anti-Federalizm

Aşırı sağ partiler, Avrupa Birliği’ni sık sık bürokratik elitlerin yönettiği uzak bir yapı olarak tanımlıyor. “Ulusların Avrupası” söylemi burada ideolojik bir araç. 

AB’nin yetkilerinin geri alınması 

Ulusal parlamentoların güçlendirilmesi 

Göç, sınır kontrolü ve güvenlik politikalarının yeniden uluslara devredilmesi 

Bu çizgi özellikle Fransa’da Marine Le Pen ve İtalya’da Giorgia Meloni tarafından güçlü biçimde kullanılmış durumda. 

Göç ve Kimlik Politikaları

Aşırı sağın Avrupa siyasetinde yükselişini hızlandıran ana unsur göç krizi. “Ulusların Avrupası” söylemi bu bağlamda şu iddialarla birleşiyor: 

Avrupa’nın “kültürel çözülme” riski altında olduğu 

Açık sınır politikalarının ulusal kimlikleri zayıflattığı 

Göç politikasının Brüksel yerine ulus devletlerce belirlenmesi gerektiği 

Bu yaklaşım, AB’nin ortak göç ve sığınma politikalarına doğrudan eleştiri getiriyor.

Avrupa Birliği Karşıtlığından Stratejik Dönüşüm

2010 sonrasında aşırı sağ partiler, klasik AB'den çıkalım söyleminden daha staretejik bir yaklaşıma geçtiler. AB'yi reddetmek yerine yeniden içeriden dönüştürmek.

Federalleşmeye karşı gevşek konfederasyon modeli savunmak 

“Ulusların Avrupası” kavramını meşrulaştırmak 

Bu dönüşüm, Avrupa Parlamentosu’nda Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) gibi bloklarda kurumsal karşılık bulmuş durumda. 


TARİHSEL VE İDEOLOJİK ARKA PLAN

“Ulusların Avrupası” fikri tamamen aşırı sağa ait değil, ancak güncel politikada ağırlıklı taşıyıcısı bu alandır. Tarihsel olarak iki farklı kök bulunur:

Gaullist gelenek (Fransa): Charles de Gaulle, Avrupa’nın ABD benzeri federal bir yapıya dönüşmesine karşı “egemen uluslar Avrupa’sı” fikrini savunmuştu. 

Modern popülist sağ: 2000 sonrası dönemde bu fikir, göç, küreselleşme ve kültürel kimlik kaygılarıyla birleşerek aşırı sağ partiler tarafından yeniden çerçevelendi. 


FEDERAL AVRUPA’YA KARŞI SİYASİ GERİLİM

Bugün Avrupa siyasetinde temel çatışma şu: 

·Federalistler → daha fazla entegrasyon, ortak egemenlik 

·Aşırı sağ / egemenlikçiler → “Ulusların Avrupası”, yetkilerin geri çekilmesi 

Bu gerilim özellikle şu alanlarda keskinleşiyor: 

·Göç ve sınır güvenliği 

·Enerji ve ekonomi politikaları 

·Hukukun üstünlüğü ve AB yaptırım mekanizmaları 

·Ukrayna savaşı ve ortak dış politika 


“Ulusların Avrupası” fikri, teorik olarak Avrupa’nın kültürel çeşitliliğini ve ulusal egemenliği koruma iddiası taşırken, pratik siyasette büyük ölçüde aşırı sağ ve sağ popülist hareketlerin AB karşıtı ama sistem içi stratejisine dönüşmüş durumda. 

Bu nedenle kavram bugün iki farklı anlam taşıyor: 

·Birinci anlam: akademik ve siyasi teoride “federalizme alternatif model” 

·İkinci anlam: aşırı sağın Avrupa entegrasyonunu içeriden sınırlama stratejisi 

Avrupa’nın geleceği de bu gerilim hattında şekillenmekte ne tam bir federal devlet, ne de tamamen parçalanmış bir ulus sistemi.

Kaynakça: 

https://dergipark.org.tr/tr/pub/aacd/article/642393

https://www.tercuman.com/analiz/asiri-sagin-yukselisi-ve-avrupa-birliginin-gelecegi-221

https://enstitusosyal.org/yayinlarimiz/iki-nokta/ab-de-toplumsal-dinamikler-ve-asiri-sagin-yukselisi

https://tasam.org/tr-TR/Icerik/70256/avrupada_asiri_sagin_yukselisi_ve_bir_siyasi_transformasyon_ornegi_olarak_italya

https://avim.org.tr/tr/Analiz/ASIRI-SAG-VE-AB

https://file.setav.org/Files/Pdf/20150313172544_avrupada-radikal-sagin-yukselisi-pdf.pdf


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder