22 Nisan 2026 Çarşamba

 AYNI YAŞ, AYNI BEDEN...

AMA TÜRKİYE'DE KEMİKLER YÜZDE 5 DAHA ZAYIF

ÖZELLİKLE KADINLAR 50 YAŞINA GELMEDEN DİZ VE KEMİK SORUNLARI YAŞIYOR






Nevin BİLGİN

Avrupa’daki bir kadınla Türkiye’deki bir kadını yan yana koyduğunuzda fark ilk bakışta görünmez. Ama kemik yoğunluğu ölçümlerine baktığınızda tablo nettir: Türkiye’de kadınların kemik mineral yoğunluğu, aynı yaş grubundaki Avrupalı kadınlara göre ortalama %5 daha düşüktür. Bu fark küçük bir istatistik değil; kırık riskinden diz sağlığına, yaşam kalitesinden hareket kabiliyetine kadar uzanan sessiz bir kırılmanın işaretidir.

20–40 yaş aralığında kemik mineral yoğunluğu genellikle normal seyreder. Bu dönem, kemiklerin en güçlü olduğu zirve evredir. Ancak 40 yaş sonrasında mineral yapısında azalma başlar ve bu düşüş kadınlarda daha hızlı ilerler. İşte tam bu noktada, başlangıç seviyesindeki %5’lik fark büyüyerek çok daha belirgin sonuçlar doğurur. Sürecin sonunda tablo çoğu zaman Osteoporoz ile karşı karşıya kalır.

Peki Türkiye ile Avrupa arasındaki bu fark neden oluşuyor?

İlk neden, D vitamini eksikliğidir. Türkiye güneşli bir ülke olmasına rağmen, şehirleşme, kapalı yaşam tarzı ve güneşten yeterince faydalanamama nedeniyle kadınlarda D vitamini eksikliği oldukça yaygındır. Oysa D vitamini, kalsiyumun kemiklere yerleşmesi için kritik bir anahtardır. Bu eksiklik, kemik yapısını baştan zayıf kurar.

İkinci önemli faktör beslenmedir. Avrupa’da süt ürünleri, protein ve kalsiyum alımı daha düzenli ve yeterliyken, Türkiye’de birçok kadında bu alım yetersizdir. Özellikle protein eksikliği sadece kasları değil, kemik kalitesini de doğrudan etkiler. Kemik sadece kalsiyumdan ibaret değildir; sağlam bir protein matrisi üzerine inşa edilir.

Üçüncü neden fiziksel aktivite farkıdır. Kemik, yük bindikçe güçlenir. Avrupa’da kadınların spor, yürüyüş ve direnç egzersizlerine katılım oranı daha yüksektir. Türkiye’de ise özellikle kadınlar arasında düzenli egzersiz alışkanlığı daha düşüktür. Hareketsizlik, kemik yoğunluğunu sessizce azaltır.

Dördüncü olarak, yaşamın yükü devreye girer. Türkiye’de kadınlar çoğu zaman hem fiziksel hem zihinsel olarak daha yoğun bir sorumluluk taşır. Ev içi emek, bakım yükü ve kendine zaman ayıramama, dolaylı olarak sağlığı geri plana iter. Bu da düzenli beslenme, egzersiz ve sağlık takibini aksatır.

Son olarak hormonal süreçler bu farkı büyütür. 40 yaş sonrasında östrojen seviyesinin düşmesiyle kemik kaybı hızlanır. Zaten daha düşük bir başlangıç seviyesine sahip olan kemikler, bu dönemde daha hızlı zayıflar. Bu yüzden Türkiye’de kadınlar, kemik ve eklem problemlerini daha erken yaşta hissetmeye başlar.

Kaynakça.

https://www.aslialay.com.tr/osteoporoz

https://temd.org.tr/halk/hastaliklar/osteoporoz-kemik-erimesi


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder