Varoş Müziği Nasıl Entellektüel Müziği Oldu?
Arabesk uyuşturuyor mu?
Nevin Bilgin
Orhan Gencebay'ın 1971 yılında yayımlanan Kaderimin Oyunu adlı eseri, Türk müzik tarihinin sadece bir şarkısı değil, aynı zamanda Türkiye'nin modernleşme sancılarını, göç dalgalarını ve sınıf çatışmalarını okuyabileceğimiz sosyolojik bir vesika.
Kaderimin Oyunu ve 1970'lerin Sosyolojik Zemini
Parçanın yayımlandığı 1971 yılı, Türkiye'nin hem siyasi hem de toplumsal olarak kaynadığı bir dönem.
Köyden Kente Göçün Zirvesi: 1950'lerde başlayan büyük göç dalgası, 70'lerde şehirlerin çeperlerinde gecekondu mahallelerini kalıcı hale getirmiştir. Şehre gelen ancak şehirli olamayan, köylü de kalamayan bir kitle oluşmuştur.
Yabancılaşma ve Kimlik Krizi: Kaderimin Oyunu tam da bu arada kalmış kitlenin sesi olmuştur. Şarkıdaki isyan kadersizlik ve çaresizlik temaları, büyük şehrin karmaşasında ezilen, fabrikalarda ya da inşaatlarda düşük ücretle çalışan insanların duygusal karşılığıdır.
Kader Anlayışı: Gencebay, şarkıda kaderi oyun oynayan bir güç olarak tasvir eder. Bu, sosyolojik olarak bireyin sistem karşısındaki güçsüzlüğünü ve teselliyi metafizik bir kabullenişte aramasını yansıtır.
Arabeskin Küçümsenmesi: Yoz Müzik Etiketi
Başlangıçta arabesk, devlet seçkinleri ve Batılılaşmış aydınlar tarafından sert bir dille eleştirilmiştir:
Kültürel Kirlilik İddiası: Arabesk, Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği'nin saflığını bozan melez ve yoz bir tür olarak görülmüştür.
TRT Sansürü: Uzun yıllar boyunca Orhan Gencebay ve benzeri sanatçılar TRT ekranlarından uzak tutulmuştur. Arabesk, insanları pasifliğe ve ağlamaya iten bir uyuşturucu olarak nitelendirilmiştir.
Sınıfsal Dışlama: Küçümseme aslında müziğe değil, o müziği dinleyen kitleye (gecekondu sakinlerine) yönelikti. Seçkinler, bu müziği "
köylülüğün şehri işgali olarak okumuştur.
Kabullenilme Süreci ve Büyük Zıtlık
1980'lerden itibaren bu dışlama, yerini kaçınılmaz bir kabullenişe ve hatta popülerleşmeye bıraktı:
Özal Dönemi ve Serbestleşme: Turgut Özal ile birlikte arabesk, devletin yasakçı tavrından kurtuldu. Özal, arabesk sanatçılarını Çankaya Köşkü'nde ağırlayarak bu türün halkın gerçeği olduğunu tescilledi.
Merkez-Çevre Buluşması: 90'lara gelindiğinde artık en lüks gazinolarda ve Nişantaşı kafelerinde bile arabesk çalınmaya başladı. Eskiden varoş müziği diyen üst sınıflar, efkarlanmak için bu şarkılara sığındılar.
Akademik İlgi:
Sosyologlar (Meral Özbek gibi), arabeskin aslında bir direniş ve şehirleşme stratejisi olduğunu savunmaya başlayınca, türün entelektüel itibarı da arttı
Kaderimin Oyunu, bir yanıyla Doğu'nun mistik kaderciliğini, diğer yanıyla Batı'nın modern enstrümanlarını (elektro bağlama, yaylı orkestralar) sentezleyerek o dönemin karmaşık Türkiye'sini notalara dökmüştür. Bir zamanlar yasaklı ve yoz denilen bu ses, bugün Türkiye'nin kolektif hafızasının en güçlü parçalarından biri kabul ediliyor.
Orhan Gencebay'ın bu şarkıda dediği gibi kaderin oyunu, sonunda bu dışlanan müziği Türkiye'nin merkezine yerleştirmiştir.
#arabesk

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder