4 Mayıs 2026 Pazartesi

Yolda Yiyen Yandı: Terminal Gastronomisi 



Nevin BİLGİN

Şehirlerarası yolculuk artık sadece bir yerden bir yere gitmek değil.

Aynı zamanda hayatta kalma simülasyonu gibi. 

İnsan evden çıkarken umutludur:

“Bir çay içerim, belki bir tost yerim.”

Ama ilk terminale adım attığında fark eder:

Burada sadece yolculuk yapılmaz… test edilirsin. Kazığı yediğine mi yanacaksın, yoksa bozuk ve hijyenik olmayan ürün yediğine mi yanacaksın, aldığın paketten bir şey çıkmadığına mı yanacaksın. Türlü türlü hilelerle karşılaşmaya hazır olmalısın. 

Hijyen: Varsayım, garanti değil

Tezgâha bakarsın…

Bez var ama ne zamandır orada, bez mi yoksa tarihî eser mi belli değil.

Tost makinesi…

Kendi başına bir ekosistem kurmuş. İçinde muhtemelen üç nesil yaşamış.

“Temiz mi?” diye soramazsın.

Çünkü cevap da seni üzebilir. Azarlanırsın. Bile bile lades dersin. 

Fiyatları hiç sorma

Bir çay söylersin.Çayın fiyatı herkese farklıdır.

Fiyatı duyunca demek altın standart buymuş dersin.

O çay da, 3 gündür kaynamaktadır. Mideni şekilden şekile sokar.Etkisinden 3 gün kurtulamazsın.  

Ama fiyatı her gün tazelenir. 

Tost alırsın…

Ekmeği standart, içi belirsiz. İnceliği kağıt gibi. 

Şeker Cumhuriyeti

Terminale girince sanırsın ki insanlık sadece şekerle besleniyor:

·Pişmaniye 

·Lokum 

·Şekerleme 

·Çikolata 

Ama bir mucize gerçekleşmez:

Bir Allah’ın kulu çıkıp “muz, elma" satmaz. 

Sanki vitamin yasaklı madde.

“Bir meyve alayım” dersin…

Cevap: “Ama abla sana özel fıstıklı cezerye var.”


Pişmaniye: Büyük kutu, küçük gerçek

Kutuyu açarsın…

İçinden çıkan şey: utangaç bir lif.

Hava satılıyor ama paketli.

İncir sepeti: Altı ekonomi sayfası

Üstte incirler… altı gazete.

Hem meyve yiyorsun hem gündem takip ediyorsun. Kim bilir kaç kere kandırılırsın böye. 


Patates çuvalı: Katmanlı sürpriz

Yoldan patates alırsın çuvalıyla. Eve gelince ortasının gazete kağıtlarıyla dolu olduğunu görürüsün ya da çürüklerle. 


Tavuklu bir şey ye de görelim

“Bir şey olmaz” diyerek alınır.

Sonra yol boyunca mide ile birebir müzakere başlar.


Ve havalimanı bölümü: Premium hayatta kalma

Terminal bir şey değil… asıl olay havalimanı.

Su alayım dersin.

Fiyatı görünce şunu düşünürsün:

“Bu su mu, hisse senedi mi?”

İnsanlar artık. Termosla geziyor. Evden sandviç getiriyor. Bazıları neredeyse damacana ile dolaşacak noktaya gelmiş durumda. Valiz mi taşısın adam yoksa damacana mı? 

Arabaya, otobüse, uçağa değil, sanki çöle gidiyorlar.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder