Mülkiyetin Gölgesinde Aşk ve Namus
Engels’in Merceğinden İlişkiler
Nevin Bilgin
İnsanlık tarihi boyunca kutsal atfedilen, adeta doğanın sarsılmaz bir kanunu gibi sunulan pek çok toplumsal kurum, aslında arkasında ekonomik ve sınıfsal çıkarlar barındırır.
Friedrich Engels, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni adlı eserinde bu gerçeği en çıplak haliyle yüzümüze vurur: Tarihte görülen ilk sınıf karşıtlığı, tek eşli evlilikte erkek ile kadın arasındaki karşıtlığın gelişmesiyle; ilk sınıf baskısı da dişi cinsin erkek cinsi tarafından ezilmesiyle çakışır.
Peki, günümüzde bile hala kanayan bir yara olan "namus" kavramı bu denklemin neresinde duruyor?
Bir İmza, Bir Tapu Senedi mi?
Modern toplumun bize "namus davası" ya da "kıskançlık krizi" olarak sunduğu pek çok trajedinin kökeninde ahlaki bir kaygıdan ziyade, kökleşmiş bir *mülkiyet duygusu yatar.
Evlilik ritüelleri ve toplumsal normlar, çoğu zaman erkeğe bir imza karşılığında kadını hayat arkadaşı olarak değil, adeta sınırları çizilmiş bir "mal" gibi görme alanı açar.
Bu bilinçdışı sahiplenme o kadar derindir ki, bir ayrılık ya da sadakatsizlik durumunda erkeğin verdiği tepki kalbinin kırılmasından çok, egemenlik alanının ihlal edilmesine yöneliktir.
Haliyle 'beni aldattı' ya da 'bırakıp gitti' derken erkek, aslında kendisine ait olan mülke bir başkası tarafından el konulduğunu veya malı üzerindeki kontrolü kaybettiğini hisseder.
Duyguların Metalaşması
İlişkileri mülkiyet üzerinden okumak, sevgiyi ve sadakati özgür bir irade olmaktan çıkarıp bir "borç-alacak" ilişkisine dönüştürür.
Bir insanı sevmek, onun üzerinde hak iddia etmek demek değildir.
Ancak ne yazık ki ataerkil sistem ve kapitalist düzen, insanı nesneleştirmeyi o kadar iyi başarmıştır ki, en saf hissetmemiz gereken "aşk" bile bir tüketim ve mülk nesnesine dönüşebilir.
Özgürleşme Nerede Başlar?
Engels’in yıllar öncesinden yaptığı bu tespit şiddetin kökenini anlamamız için bir anahtar.
Gerçek bir bağlılık ve sevgi, ancak tarafların birbirini bir "mülk" olarak görmeyi bıraktığı, iki özgür birey olarak yan yana yürümeyi seçtiği an başlar. İlişkileri mülkiyet hırsından arındırmak, sadece kadını değil, erkeği de bu hastalıklı sahiplik yükünden kurtaracak yegane yol Engels'e göre.
#mülkiyet

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder