5 Haziran 2026 Cuma

Türkiye'de Doğaya Girmek de Paralı 

Şelalelerden Ormanlara Uzanan Yeni Gerçeklik



Nevin Bilgin

Türkiye'de son yıllarda dikkat çeken değişimlerden biri de doğal alanlara erişimin giderek ücretli hale gelmesi.

Bir zamanlar ailelerin ücretsiz olarak ziyaret ettiği şelaleler, mesire alanları, tabiat parkları ve orman içi dinlenme alanları artık çoğu yerde giriş ücreti ödenmeden kullanılamıyor.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen tarifelere göre birçok tabiat parkı, şelale ve korunan alana girişlerde kişi ve araç başına ücret alınıyor. Resmî açıklamalara göre bu ücretler çevre temizliği, güvenlik, bakım-onarım çalışmaları, yürüyüş yollarının düzenlenmesi, yangın önleme faaliyetleri ve doğal yaşamın korunması için kullanılıyor. 

Yetkililer, artan ziyaretçi sayısı nedeniyle bu alanların korunabilmesi için ek finansman gerektiğini savunuyor.

Ancak vatandaşların önemli bir bölümü bu açıklamaları yeterli bulmuyor. Özellikle ekonomik koşulların zorlaştığı bir dönemde, insanların nefes almak için gittiği doğal alanların da ücretlendirilmesi tepki çekiyor. Bir aile için giriş ücretleri, araç ücreti, otopark ve diğer harcamalar eklendiğinde kısa bir doğa gezisinin maliyeti ciddi rakamlara ulaşabiliyor.

Tartışmaların en dikkat çekici örneklerinden biri ise Sapanca ve Maşukiye bölgesinde yaşanıyor. 

Bölge, yıllardır şelaleleri, dereleri ve doğal güzellikleriyle Türkiye'nin en popüler doğa rotalarından biri olarak biliniyor. Ancak bugün birçok ziyaretçi, şelalelere ulaşabilmek için restoranların kontrolünde olduğu için restorantlardan hizmet almayınca alana girip şelaleri bile göremiyor. 

Vatandaşların sıkça dile getirdiği şikâyet, sadece doğayı görmek isterken fiilen restoran müşterisi olmaya zorlanmaları.

Bölgeyi ziyaret edenlerin aktardığı deneyimlere göre bazı noktalarda şelaleye ulaşım ancak restoranların otoparklarından veya işletme alanlarından geçilerek sağlanabiliyor. Bu durum doğal güzelliklerin kamusal bir alan olmaktan çıkıp ticari işletmelerin sunduğu bir hizmete dönüşmeye başladığı yönündeki eleştirileri artırıyor. İnsanlar sadece birkaç dakikalığına şelaleyi görmek isterken yüksek fiyatlı kahvaltı veya yemek tüketmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor.

Aslında mesele yalnızca giriş ücretleri değil. Asıl tartışma, doğaya erişimin giderek ticarileşmesi. Bir yanda doğal alanların korunması için kaynak yaratılması gerektiği savunulurken, diğer yanda vatandaşlar kendi ülkelerindeki doğal güzelliklere ulaşabilmek için sürekli ödeme yapmak zorunda bırakıldıklarını düşünüyor.

Örneğin Düzce'deki Aydınpınar Şelaleleri Tabiat Parkı'nda 2025 tarifesine göre kişi başı giriş ücreti 60 TL, otomobil giriş ücreti ise 180 TL olarak uygulanıyor. 

Benzer şekilde Gümüşhane'deki Tomara Şelalesi Tabiat Parkı'nda da yetişkin giriş ücreti 60 TL, otomobil giriş ücreti 180 TL seviyesinde bulunuyor.

Türkiye'nin dört bir yanında ücretli hale gelen şelaleler, tabiat parkları ve mesire alanları bu tartışmayı daha da büyütecek gibi görünüyor. Çünkü insanların büyük bölümü için doğa, satın alınacak bir ürün değil herkesin eşit şekilde ulaşabilmesi gereken ortak bir yaşam alanı.

https://trabzon.net.tr/turizm/tomara-selalesi-gumushane-videolu.html

https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP/Belgeler/KORUNAN%20ALANLAR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder