KENT ESTETİĞİ BU MU?
KALDIRIMDA YÜRÜMEK NEDEN SİHİRBAZLIK YETENEĞİ İSTİYOR?
ŞEHİRLERİN PARKLARINA İNSANLAR NEDEN GİREMİYOR?
NEVİN BİLGİN
Şehirler estetik hale mi getiriliyor, yoksa betonla kuşatılıp insanlığını mı kaybediyor? Belediyelerin kent estetiği birimleri, parklar, kaldırımlar ve binalar arasında bir düzen kurarken, bu düzen ne kadar insan odaklı?
Kuşlarını kaybeden, gökyüzünü görmenin lüks haline geldiği şehirlerde, estetik bir maske mi?
Esnaf dükkanlarının neredeyse cadde kenarlarındaki tüm binaların altında olduğu kentlerde, insanlar kargo şirketleri, benzin istasyonları, araba yıkama yerleri, marketler ve daha nice esnaf dükkanının yürüme alanı olan kaldırımları nasıl işgal ettiğini her gün, her an yaşıyor?
Parklar Güvenli mi, Tır Parkı mı?
Parklar, kentin nefes alanları olarak bilinir. Ancak kadınlar ve çocuklar artık parklara giremiyor.
Örneğin Çankaya’daki Atatürk Parkı'nın önünde hergün onlarca tır park etmiş duruyor. Bu hiç trafik polislerinin dikkatini çekmiyor mu acaba?
Dinlenmek ve nefes almak için tasarlanmış parklar, halkın değil, araçların durağına dönüşüyor. İçeride ise başıboş hayvanlar ve güvensiz ortamlar, parkların bir sığınak olmaktan çok, risk taşıyan alanlar haline gelmesine neden oluyor.
Betonun Gölgesinde Sıkışan İnsanlar
Devasa yüksek binaların gölgesinde kaldırımda yürümek bile bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Kaldırım taşları her an düşmeyi göze alarak adım atmayı gerektiriyor. Sizi düşürebilecek kaldırım taşlarına bakmaktan gökyüzüne bakmayı bırakın karşınıza bile bakmanız neredeyse imkânsız; binaların ve devasa duvarların arasında sıkışmış şehirlerde, insanlar da tıpkı ağaçlar gibi betona hapsedilmiş.
Duvarların Ardında Saklanan Estetik
Estetik adı altında yükseltilen devasa duvarlar, şehri korumak yerine insanı dışlayan bir bariyer haline gelmiş durumda. Parkların, yolların, meydanların önüne çekilen bu görünmez sınırlar, kenti insandan ve doğadan koparıyor. Şehirler, duvarların ardında güvenlik ve estetik bahanesiyle ruhsuz hale getiriliyor.
Estetik Adı Altında İnsanlıktan Uzaklaşmak
Kent estetiği birimlerinin hedefi insanları mı, yoksa betonu ve araçları öncelikli hale getirmek mi? Güzel görünen bir şehir, eğer insana ve doğaya yer bırakmıyorsa, gerçekten estetik olabilir mi?
Bu estetik anlayışıyla insanın şehri sahiplenmesi değil, şehrin insana yabancılaşması sağlanıyor. Kent estetiği bu mu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder