AYI SATIŞLARINDA PATLAMA
NEDİR BU AYI SEVGİSİ
Homo Teddicus’un Yükselişi:
Ayıcıkların Sessiz İstilası
Neden Acaba?
Son yıllarda insanlara bir şey oldu, ama kimse tam olarak ne olduğunu açıklayamıyor.
Ekonomik krizler, savaşlar, yapay zeka tartışmaları, uzay çalışmalarındaki rekabet… derken insanlık bir noktada topluca “Ben artık uğraşamam, bana bir ayıcık verin” kararına varmış gibi görünüyor.
Evet, oyuncak ayı satışları patladı. Hem de öyle böyle değil. Market rafları, online alışveriş siteleri, belediye kantinleri…
Hatta bazı kamu binalarının bile satış yerlerinde ayıcık yetiştirilemiyormuş.
Peki neden?
Sadece çocuklar için mi bu kadar ayı satışı. Tabii ki değil.
Yetişkinler de ya hediye ya da kendilerine ayı alıyor.
Neden yetişkin bir insan, gerçek dünyada vergilerle, kirayla, trafikle boğuşurken eve gidince 1 metre boyunda pelüş bir ayıya sarılma ihtiyacı hisseder?
Ya da evlilik teklifini yaparken yüzüğü ayının içine koyar? Genç kızlar ve kadınlar ellerinde ayıcıkla dolaşır?
Belki de cevap çok basit:
Çünkü hayat pahalı, sarılmak da. Ya da insanlar sevgi temelli, şefkat temelli, teselli temelli sarılmaları çoktan unuttu.
Düşünsenize, gün boyunca telefonunuza gelen bildirimler bile stres yaratıyor:
Elektrik faturası…
Su faturası…
Kira hatırlatma mesajı…
Bankadan “müsait misin bi konuşsak?” içerikli bildirim…
İşte tam bu noktada, kapının yanında sizi bekleyen o kocaman ayı devreye giriyor. Ne elektrik kesintisi umurunda, ne dolar kuru. Kucağına atladığınız anda, “Tamam… Her şey yoluna girecek” diyen tüylü bir güvenlik sistemi gibi.
Bazıları ise tüm bu ayıcık meselesinin daha derin, daha felsefi bir tarafı olduğunu söylüyor.
Yetişkinliğe kolektif bir isyan belki.
İçimizdeki çocuksu tarafın son savunma hattı…
Hatta gelecekte bu durum resmiyet bile kazanır belki kim bilir...
Bir gün kriz anlarında insanların yanına “duygu düzenleyici pelüş dostlar” konulabilir.
⁹Dünya barışı, belki de sandığımızdan daha tüylerle kaplıdır.
Ve sonra insanlık birden bire evrimsel sürecin yeni bir basamağına geçiverir:
Homo Teddicus.
Ayıyla uyuyan,
Ayıyla toplantıya giren..
Ayısıyla konuşup dertleşen yeni insan türü.
Evet, kulağa saçma geliyor… ama ekran karşısında hafifçe başını eğip “ben aslında bir ayıcık istiyorum” diye düşünmüyorsan da yalan söyleme.
Belki de ayılar bu çağın en sessiz terapistleri.
Yargılamıyorlar, soru sormuyorlar, “parolayla düzelmeyeceğini” söylemiyorlar.
Sadece oradalar. Tüylü, pasif, sabırlı ve kucaklanabilir.
Bazen insanların ihtiyacı olan tek şey de budur:
Biraz huzur…
Biraz sakinlik…
Ve sarılmak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder