ANADOLU'NUN EROTİK DİLİ
MİZAH VE ARZULAR
NEVİN BİLGİN
Anadolu sözlü geleneği acılı sözler ve notalar içeren müzik eserleri yanında, hayatı tüm doğallığıyla kavrayan erotik dil ve mizah özellikleri de taşır.
Anadolu'nun daha çok türkülerde ortaya çıkan bu dili önemli bir mirastır aslında.
Bu mirasın en özgürlükçü duraklarından biri ise erotik çağrışımları keskin bir mizahla karıştıran, toplumsal normları kahkaha eşliğinde esneten meşhur türkü dizeleridir. Burada karşımıza çıkan şey, sıradan bir müstehcenlik değildir. Bedeni, arzuyu ve yaşam enerjisini oyunsu bir dille kurma becerisidir aslında.
Kamusal Alandan Gönül Dağına
Anlatı genellikle "mahallenin kahveleri", "soğuk rakılar" gibi gündelik hayatın maskülen ve tanıdık sahneleri yanında, "tekinsiz ama eğlenceli"dir de.
"Tavuklara pişirmişem Hacı'yı da çarşıya göndermişim", "Bayıra karşı yatır beni" ya da "minareden at beni" gibi ifadeler, fiziksel imkânsızlığı ve abartıyı kullanarak mizahla erotizmi harmanlar.
Minarenin yüksekliği ile bedenin düşüşü arasındaki gerilim, korkuyu değil, taşkın bir coşkuyu simgeler. Buradaki erotizm doğa metaforları ve mekansal zıtlıklarla örüldüğü için kaba bir dilden sıyrılıp "oyunsal" hale gelir.
Halk, en cüretkar erotik arzularına bile gülmecenin arkasına saklar çoğu zaman. Neşeli bir paylaşım olduğu gibi, muhatabı da incitmeden hedefe ulaşmış olur.
Anadolu türkülerinde komiklik ve erotiklik, madalyonun iki yüzü gibi.
Biri cesareti sağlarken, diğeri o cesareti toplumsal kabulün sınırları içinde tutmaktadır. Bu dizeler bize kimi zaman halkın bedeniyle, duygularıyla ve dünyevi arzularıyla ne kadar barışık olduğunu da kanıtlar farkında olmadan. Kışkırtıcı olsa da hayatın ta kendisidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder