9 Ocak 2026 Cuma

İnsan ve Kaybettikleri

Yas Tutmak Bir Sevme Süreci Mi?



Nevin Bilgin

Birisi “İnsan acılarla yaşamayı öğreniyor” diyor.

Bir diğeri “Acılarla yaşamak zamanla alışkanlık oluyor” diye ekliyor.

Bir başkası ise daha eski  daha derin bir yerden sesleniyor: “Acıyı bal eyledik.”


Hepsi insanın kayıpla kurulan ilişki aslında.

Kayıp sadece bir eksilme değil ki, zaman, kimlik belki de yeniden düzenleniyor.

En büyük acılar "kayıplarımız".

Bir insanın yokluğu yalnızca bir boşluk bırakmaz ki. Boşluk durmadan şekilden şekile girer, bazen keskinleşir, yer değiştirir. Çok az kişide tamamen kaybolur. 

Kaybedilenle vedalaşma anı gelip oturur insanın aklına, yüreğine. Yokluğa duygusal, zihinsel olarak uyum sağlamak insanı sancıdan sancıya sürükler. 

Psikoloji yasın geçen bir şey olmadığını söylüyor.

Yani bir takvimi yok. 

Çünkü yas, kaybedilen kişinin hayatımızda tuttuğu yer kadar karmaşık duygularla dolu. 

Kalbin tam sızladığı yerde ansızın çıkıvaren bir duygu, bir yoksunluk, bir kahroluş. 

Bir an gelir bir ses, bir koku, bir cümle, bir sokak köşesi, bir bardak, bir koltuk, bir örgü, bir boncuk, bir tesbih. 

İnsan dönüp dolaşıp vedalaşma anlarına gider durur. 

“Son kez” dediği o ana defalarca uğrar. 

Zihni alıp alıp götürür. 

Beyin yokluğu bir türlü kabul etmez, kalp hem bir sıcaklık ve ihtimal. 

“Acılarla yaşamayı öğrenmek” belki de bu.

Acıyı alıp tam hayatın içine oturtmak. 

Sabah kalkarken oradadır, akşam yatarken de. 

“Acıyı bal eylemek” ise başkadır.

Kaybedilen kişinin gülüşünü, sizinle yaşadığı en güzel anları, kahkahaları, küçük ayrıntıları hatırlayabilmektir. Acının içinden bir şefkat, bir sıcaklık çıkarabilmektir. Ama bu her zaman mümkün olmaz. Çünkü keşkeler gelir oturur insanın yanına. 

Ah o keşkeler...Keşkeleri bırakmasak keşke. Ama o keşkeler bazen bütün güzel anıları silip süpürür insanı bir uçtan diğerine savurur. 

Yasın en yorucu yanı da bu.  Aynı anda hem sevgiyle hatırlamak hem de pişmanlıkla parçalanmak.

Bir yanımız acıdır, bir yanımız acıyı bal eylemeye çalışır.

Bir yanımız yoksunlukla yaşar, bir yanımız hayata tutunmayı sürdürür.

İnsan bu dünyada her şeyi görebilir, çok şeyi öğrenebilir ama kayıpla yaşamayı öğrenmek belki de en zor olanıdır. Çünkü kayıp, sadece gidenle ilgili değil. 

Geride kalanın artık eskisi gibi olamayacağını kabullenmesi. 


İnsan acıyla yaşamayı öğrenmez aslında acıyla birlikte değişir.

Acı bazen ağırlık olur, bazen hatıra, bazen de sessiz bir eşlikçi…


Ama insan, kaybettikleriyle birlikte yaşamayı sürdürür. Çünkü hatırlamak da bir bağdır yas tutmak da bir sevme biçimi kim bilir?

#yas
#kayıplar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder