24 Ocak 2026 Cumartesi

 Küresel Tedarik Zincirlerinin Haritası: Çin Merkezli Bir Düzen



Nevin BİLGİN 

Çin yalnızca üretimin yapıldığı bir ülke değil, üretim, lojistik ve ticaret akışlarının düğümlendiği merkezi bir mekan.

Yeni harikatlar üzerindeki yoğunluk, küresel ekonominin nasıl belirli coğrafyalarda toplandığını ve bu toplulaşmanın nasıl bir bağımlılık ilişkisi yarattığını gösterir.

Çin’in doğu kıyısı, küresel tedarik zincirlerinin en kritik damarlarından biridir. Şanghay, Shenzhen, Ningbo ve Guangzhou gibi liman kentleri, dünya ticaretinin büyük bir bölümünü taşıyan konteyner akışlarının merkezinde yer alır.



Bu limanlar yalnızca ihracat kapıları değildir aynı zamanda küresel üretimin zamanlamasını belirleyen stratejik noktalardır. Bu bölgelerde yaşanan bir aksama, binlerce kilometre uzaktaki fabrikalarda üretimin durmasına neden olabilmektedir.

Haritanın iç bölgelerine bakıldığında, Çin’in klasik “kıyı üretim ülkesi” imajının çoktan aşıldığı görülür.

İç kesimlerde kurulan sanayi havzaları, devlet destekli altyapı yatırımlarıyla kıyıya bağlanmıştır. Demiryolları, otoyollar ve lojistik merkezler, üretimi yalnızca ihraç etmeye değil, sürekli ve kesintisiz akışa göre organize eder. Bu da Çin’i yalnızca ucuz iş gücüne dayalı bir üretim alanı olmaktan çıkarıp, sistem kurucu bir aktöre dönüştürür.

Haritada yer alan Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) hatları, Çin’in tedarik zincirlerini kendi sınırlarının ötesine nasıl taşıdığını gösterir. 

Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanan kara yolları, Hint Okyanusu ve Afrika limanlarını birbirine bağlayan deniz rotaları, Çin’in yalnızca üretimi değil, ticaretin yönünü ve hızını da şekillendirme iddiasını ortaya koyar. Bu hatlar sayesinde Çin, tedarik zincirlerinde yalnızca bir merkez değil, alternatif bir küresel düzen önerisi sunar.



Bu harita aynı zamanda küresel risklerin de görselidir. Tedarik zincirlerinin bu denli Çin merkezli olması, pandemide ve jeopolitik krizlerde görüldüğü gibi, küresel kırılganlığı artırır. Bir limanın kapanması, bir bölgedeki üretimin yavaşlaması ya da siyasi bir gerilim, zincirin tamamını etkileyebilir. 

Bu nedenle Batılı ülkeler son yıllarda bu haritayı yalnızca ekonomik değil, güvenlik perspektifiyle okumaya başlamıştır.

Ancak haritanın söylediği bir başka gerçek daha vardır: Çin’den kopuş sanıldığı kadar kolay değildir. Üretimin başka ülkelere kaydırılması, bu haritadaki bağlantıları otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Yeni üretim merkezleri ortaya çıksa bile, bu merkezlerin büyük bölümü hâlâ Çin’e bağlı ara mallar, lojistik ağlar ve teknoloji altyapısı üzerinden çalışmaktadır. Yani harita değişmekte, ama merkez henüz dağılmamaktadır.

Yine haritalar, küresel tedarik zincirlerinin ekonomik olmaktan çıkıp jeopolitik bir mimariye dönüştüğünü gösterir. Çin, bu mimarinin hem taşıyıcı kolonu hem de en tartışmalı unsurudur. Önümüzdeki dönemde dünya, bu haritayı tamamen silmekten çok, üzerindeki ağırlığı yeniden dağıtmaya çalışacaktır. Bu da küresel tedarik zincirlerinin daha parçalı, daha temkinli ama hâlâ Çin’i merkezine alan bir yapı içinde evrilmeye devam edeceğini göstermektedir.

https://link.springer.com/article/

https://www.mckinsey.com/capabilities/operations/our-insights/risk-resilience-and-rebalancing-in-global-value-chains

https://www.imf.org/-/media/files/publications/wp/2025

https://tr.euronews.com/business/2023/02/15/zincirlerden-aglara-krizler-kuresel-tedarik-yollarini-nasil-donusturdu



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder