1 Şubat 2026 Pazar

 Hayatın İçinde, İşte Evde Neden İnsan Olmayı Unuttuk?



Çünkü yorgunuz. Ama sadece bedenen değil. Sürekli tetikte, sürekli savunmada, sürekli “idare etme” halinde yaşıyoruz. Kimseye tam güvenmiyoruz, kimseye yaslanmıyoruz. İnsanlık dediğimiz şey biraz da yavaşlamak ister; bizse hep aceledeyiz.

Evde bile dinlemiyoruz artık. Aynı evin içinde ayrı dünyalar kurduk. Birinin canı sıkkınsa “abartma”, yorgunsa “herkes yoruluyor” diyoruz. Anlaşılmak yerine susturmayı seçiyoruz. Çünkü başkasının duygusuna yer açmak, kendi yükümüzü hatırlatıyor.

İşte durum daha sert. İnsanlar insan değil, pozisyon. Değer; nezaketle değil, faydayla ölçülüyor. Birine iyi davranmak “zayıflık”, sınır koymak değil ezmek “güç” sayılıyor. Böyle bir ortamda kimse kimseye insan gibi davranmayı göze alamıyor.

Bir de alıştık. Kaba cümlelere, sert bakışlara, görmezden gelmeye. İlk başta rahatsız eden şeyler zamanla normalleşti. Nezaket istisna oldu, kabalık rutin. Kimse kötü olmak için kötü değil; çoğu kişi sadece hissiz.

Belki de en acısı şu: İnsan olmayı unuttuğumuzun farkındayız ama durup düzeltmeye cesaretimiz yok. Çünkü yumuşarsak kırılacağımızı sanıyoruz. Oysa kırıldığımız yer tam da bu sertlik.

İnsan olmak büyük bir erdem değil aslında. Biraz durmak, biraz bakmak, biraz da “seni görüyorum” demek. Ama galiba en zor olan da bu artık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder