28 Şubat 2026 Cumartesi

 RAMAZAN’DA LOKMA EKONOMİSİ

BUHARLAŞAN YAĞ TEORİSİ





Nevin BİLGİN

Geçenlerde bir fırına girdim. Ramazan coşkusu, şerbet kokusu, uzun kuyruklar… 

Önümde devasa bir kazan. İçinde lokmalar yüzüyor ama yağın rengi Karadeniz’in derinlikleri gibi: koyu, kararlı ve geçmişi olan bir ton.

Dayanamadım sordum:
“Yağı her gün değiştiriyor musunuz?”

Usta gayet sakin:
“Yok.”

Ben şaşkın.

“Zaten buharlaşıyor. Eksildikçe üzerine ekliyoruz.”

Yağ yanmaktan kararmış. 

Bilim dünyası çalkalanıyor, termodinamik ağlıyor, ama usta rahat. İnsanlar kalptir, şekerdir, kolesteroldür uğraşıp dururken hem de...


Demek ki yağ değişmiyor, evrim geçiriyor.

Kazan caddenin kenarında. 7/24 açık hava sergisi gibi. 

Üstünde böcekler vardiya usulü çalışıyor. Altında kediler, köpekler mahalle denetimi yapıyor. Gece nöbeti ayrı, gündüz nöbeti ayrı. 

Yağ kazanı adeta sosyal tesis.

Ama kuyruk uzun.
Çünkü kilosu 400 lira ve “en uygunu bu”.

İçindekiler basit:
Mayalı hamur, şeker, yağ.


Ama asıl aroma tecrübede gizli. O yağın hafızası var. 

Belki içinde geçen Ramazan’dan hatıralar bile saklıdır.

Denetleyen var mı?
Belki vardır. Ama daha çok fiyat denetimi yapılıyor gibi: “En ucuzu hangisi?”

Vatandaş denetliyor mu?
Evet. Gözüyle. O da sadece fiyatı.

Sonra herkes poşeti alıyor, evine gidiyor.
Şerbet damlıyor, çocuklar seviniyor.
Kazan arkada kalıyor.

Afiyet olsun.
Şifa niyetine.
Buharlaştıkça yenilenir zaten.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder