Adaletli Mafya Olur Mu?
Mafyanın Cazibesi: Kadınlar Neden Hep Mayfaya Aşık Olur?
Aşk Gibi Anlatılan Güç Hikayeleri
Nevin BİLGİN
Türk dizilerinde mafya ve tefecilik artık sadece arka plan değil, hikâyenin merkezinde duran bir “çekim alanı” haline geldi.
Çukur, Kurtlar Vadisi gibi klasik örnekler yanında Ayrılık Da Sevdaya Dahil, Aile, Eşref Rüya gibi pek çok dizide konu mafya, mafya liderine aşık olan kadınlar.
Konular daha çok erkek dayanışması ve güç üzerinden anlatılırken, son dönemde ilişkiler ve özellikle aşk üzerinden yeniden kurgulanıyor. Netflix yapımı 50M2 gibi dizilerde de suç dünyası artık daha kişisel, daha duygusal bir dille işleniyor.
Bu dönüşümün en net örneklerinden biri Ayrılık da Sevdaya Dahil. Dizide tefeci bir ailenin tahsilatçısı olan Kemal ile borçlu bir lokantacı olan Afife arasında kurulan ilişki, klasik bir aşk hikâyesi gibi sunuluyor. Ama dikkatle bakıldığında bu ilişki eşit iki insan arasında değil; biri borç veren, diğeri borçlu. Yani ilişkinin temelinde duygu değil, güç farkı var. Buna rağmen hikâye bunu romantik bir bağ gibi anlatıyor. İşte mafyanın cazibesi tam olarak burada üretiliyor: eşitsizlik, aşk gibi paketleniyor.
Benzer bir yapı Eşref Rüya gibi yapımlarda da karşımıza çıkıyor. Bu tür hikâyelerde erkek karakter genellikle karanlık, güçlü ve kontrol sahibi biri olarak çizilirken; kadın karakter onun dünyasına çekilen, onunla dönüşen bir figür oluyor. Yani kadın karakterin hikâyesi çoğu zaman kendi başına değil, erkeğin gücü etrafında anlam kazanıyor.
Bu anlatılar izleyiciye şunu hissettiriyor: güçlü olan erkek zor ama çekicidir, tehlikeli ama vazgeçilmezdir. Çünkü diziler bu karakterleri sadece sert değil, aynı zamanda “koruyan”, “sahip çıkan” kişiler olarak da gösteriyor. Böylece şiddet ve kontrol davranışları, sevgiyle karıştırılıyor.
Burada önemli bir psikolojik mekanizma devreye giriyor. İnsan beyni yoğun duyguları birbirine karıştırabilir. Tehlike, korku ve heyecan gibi duygular, doğru bağlamda sunulduğunda çekim gibi algılanabilir. Diziler bunu çok bilinçli kullanır. Önce gerilim yaratır, ardından duygusal yakınlaşma verir. İzleyici de bu yoğunluğu “büyük aşk” olarak okur. Oysa çoğu zaman bu, sağlıklı bir bağ değil; yüksek gerilimli bir ilişkinin etkisidir.
Tefecilik gibi sert gerçeklikler de bu anlatıda yumuşatılır. Gerçek hayatta borç ilişkisi baskı ve bağımlılık yaratırken, dizilerde bu durum “sözünün eri adam”, “adaletli mafya” gibi kalıplarla sunulur. Böyle olunca izleyici karakterin yaptığını yanlış bilse bile onu haklı görmeye başlar. Suç, hikâyenin içinde normalleşir.
Kadın karakterlerin konumu ise bu cazibenin en kritik noktasıdır. Bu hikâyelerde kadın çoğu zaman güçlü değildir; güçlü olan erkeğe yakın olduğu için görünür olur. Bu da aslında aşk değil, güce yakın durma halidir. Ama anlatı bunu romantik bir seçim gibi sunar. Böylece eşitsiz bir ilişki, duygusal bir bağ gibi görünür.
Mafyanın cazibesi gerçek bir çekimden çok, iyi kurgulanmış bir hikâye etkisidir. Güç, para ve tehlike; aşk, sadakat ve fedakârlıkla karıştırılır. Ayrılık da Sevdaya Dahil gibi örneklerde bu durum daha da görünür hale gelir: borç ilişkisi, duygusal bağ gibi anlatılır. İzleyiciye sunulan şey bir aşk hikâyesidir ama arka planda işleyen mekanizma çoğu zaman güç, kontrol ve bağımlılıktır.
Kaynakça:
https://dergipark.org.tr/tr/pub/ded/article/312440
https://www.encyclopedia.com/media/encyclopedias-almanacs-transcripts-and-maps
https://www.sinefil.com/konu/mafya
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder