Santoroni'ye gitmeden önce bilmeniz gerekenler
Yunan Adası Santorini'yi bir tarafsız gözden dinleyin
Nevin Bilgin
Santorini denince akla ilk gelen o ikonik mavi-beyaz evler ve o bakir köyler boşuna birer simge haline gelmedi.
Ada, gündüzleri göz alıcı bir beyazlıkla parıldarken, akşamüstü güneş batarken gökyüzünü morun ve kızılın tonlarına boyuyor.
Manzaranın güzelliğini reddetmek imkansız, nitekim buraya gelip de fotoğraf çekmeden dönen neredeyse yoktur.
Ancak her rüyanın bir de uyanış anı vardır ve Santorini’nin gerçeği, o çok övülen dik yokuşlarında gizli.
Adanın coğrafyası az yeşillik, taş ve volkanik toprak ağırlıklı bir yapıya sahip olduğundan, güneş tepeden vururken sığınacak bir gölge bulmak zorlaşıyor.
Ama o bakir yapının korunmuş olması, çok katlı binalara izin verilmemesi takdir edilecek bir durum.
Limandan yukarıya, adanın kalbi sayılan Fira’ya ulaşmak ya da oradan aşağıya inmek tam bir irade sınavı.
Bu zorlu yolculuk için önünüzde temelde üç seçenek var.
İlk yol olan teleferik, euro ile bedel ödeyerek üç, beş dakikalık, klimalı ve konforlu bir manzara seyri sunuyor.
İkinci seçenek olan at ve eşekler, adanın yıllardır süregelen bir turistik ritüeli olarak pazarlanıyor.
Ancak arkalarında bıraktıkları izler( idrar gibi) ve koku nedeniyle yolculuğu bambaşka bir boyuta taşıyor.
Üçüncü yol olan yürüyüş ise yüzlerce basamaktan oluşan, dar ve taş bir yol. Dik ve kaygan. Hayvanların da aynı yolu kullanması nedeniyle zemin sürekli kaygan ve dik açılı güneşle birleşince ayaklar kayıyor, burayı profesyonel bir spor ayakkabı olmadan yürünmez hale getiriyor.
Merdivenler dik ve kaygan. Hayvanların zaman zaman tökezlemesi veya ürkmesi nedeniyle düşme ve yaralanma riski bulunmakta.
Kısacası, bu adada yukarı çıkmanın ya da aşağı inmenin bedelini ya cebinizdeki euro ile ya da harcayacağınız yoğun eforla ödersiniz.
Yokuşların yarattığı bu amansız yorgunluğu hafifleten en önemli unsur ise adanın esnaf yapısı.
Birçok ülkedeki turistik merkezin aksine burada kolunuzdan tutup sizi içeri çekmeye çalışan, ısrarcı ve baskıcı bir esnaf kültürüyle karşılaşmazsınız.
Fiyatlar, adanın lojistik zorlukları ve taşıma maliyetleri nedeniyle daha yüksek olabilir. Ancak her şey menülerde açıkça yazar ve hesapta sürpriz bir kalemle karşılaşmazsınız.
Bu şeffaflık, adadaki genel atmosfere bir güven duygusu katıyor.
Plajlar konusunda da benzer bir rahatlık söz konusu.
Deniz tamamen ücretsiz..Bazı işletmeler ücretli şezlong hizmeti de veriyor ama bunu talep etmediğiniz sürece havlunuzu volkanik, koyu renkli kumlara serip berrak ve sakin suyun tadını çıkarabilirsiniz. Kimse gelip yassak demez.
Kalabalık ana plajların ötesine geçtiğinizde gürültüden uzak, adeta kafa dinlemelik bomboş koylar bulmak mümkün.
Karnınızı 20 Euro ile 150 Euro'ya kadar değişen fiyatlarla doyurabilirsiniz.
Santorini, Instagram filtrelerinde göründüğü kadar büyüleyici, ancak ayaklarınızın altından kayan o taşlar kadar da gerçek.
Buraya sadece pembe bir rüyanın peşinden gitmek yerine, neyle karşılaşacağını bilerek gitmek en doğrusu.
Sıcakta o dik basamakları inmeyi ve kokuyu göze alanlar için, tepede vaat edilen o eşsiz manzara hala yerinde duruyor.
Her güzel görüntünün arkasında bir emek ve bedel olduğunu kabul edenler için Santorini, tüm tezatlarıyla keşfedilmeyi bekleyen gerçek bir Ege klasiği...
#Santoroni











Hiç yorum yok:
Yorum Gönder