27 Haziran 2026 Cumartesi

Twisted Yoga Belgeseli

İddialar, Tantra Yoga adıyla kadın ticareti, tarikat  bağlantıları, grup seks, birbirinin idrarını içmek vs



NEVİN BİLGİN

Yoga denildiğinde akla genellikle huzur, nefes egzersizleri, beden-zihin dengesi ve sağlıklı yaşam gelir. 

Son yıllarda ise yoga, yalnızca bir egzersiz biçimi olmaktan çıktı büyük bir endüstriye dönüştü. Yoga kampları, yoga tatilleri, yoga guruları, spiritüel kamplar ve kişisel gelişim atölyeleri milyonlarca dolarlık bir pazar oluşturdu. İnsanlar stresli şehir hayatından kaçıp "kendini bulmak" için bu dünyaya yöneliyor. 

Ancak 2026 yapımı Twisted Yoga belgeseli, bu dünyanın her zaman göründüğü kadar masum olmadığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Belgesel, Romanyalı yoga liderinin kurduğu uluslararası yoga ağı üzerinden ilerliyor. İlk bakışta sıradan bir yoga okulu gibi görünen bu yapı, zamanla üyelerini mutlak itaate sürükleyen kapalı bir sisteme dönüşüyor. 

Yoga dersleriyle başlayan süreç, meditasyonlar, tantra eğitimleri ve ruhsal aydınlanma söylemleriyle devam ediyor. Fakat eski üyelerin tanıklıkları, perde arkasında bambaşka bir dünyanın bulunduğunu gösteriyor.

Belgeselde en dikkat çeken noktalardan biri, insanların sisteme bir anda değil, adım adım çekilmesi. Önce sıcak bir topluluk hissi oluşturuluyor. İnsanlara sevgi, aidiyet ve kabul duygusu veriliyor. Daha sonra "egoyu kırmak", "özgürleşmek" ya da "ruhsal gelişmek" gibi kavramlar kullanılarak kişisel sınırlar yavaş yavaş ortadan kaldırılıyor. Sosyal psikolojide "kademeli bağlılık" olarak bilinen bu yöntem sayesinde bireyler, başlangıçta asla kabul etmeyecekleri uygulamaları zamanla normal görmeye başlıyor.

Belgeselde eski üyeler, "manevi eğitim" adı altında çıplak dolaşmanın teşvik edildiğini, mahremiyet duygusunun sistemli biçimde yok edildiğini, grup seks anlatıyor. 

Daha da sarsıcı olan ise bazı ritüellerde insanların birbirlerinin idrarını içmeye zorlandıkları yönündeki tanıklıklar. Bunlar dışarıdan bakıldığında akıl almaz uygulamalar gibi görünse de belgesel, bunların asıl amacının bireyin iradesini kırmak, utanma duygusunu ortadan kaldırmak ve lidere koşulsuz bağlılık oluşturmak olduğunu anlatıyor. Bir noktadan sonra kişi, yaptığı şeyin doğruluğunu sorgulamak yerine, sistemi sorgulamanın yanlış olduğuna inandırılıyor.



Ancak belgeselin anlattıkları bununla da sınırlı değil. 

En ağır iddialar kadınlar üzerinden yürütülen sistematik sömürüyle ilgili. Eski üyelerin ifadelerine göre bazı kadınlar özel spiritüel eğitim alacakları söylenerek farklı ülkelere gönderiliyor. Daha sonra pasaportlarına el konulduğu, dış dünyayla bağlantılarının kesildiği ve psikolojik baskı altına alındıkları öne sürülüyor. 

Bazılarının webcam üzerinden cinsel içerikli yayın yapmaya veya seks işçiliğine zorlandıkları iddiaları da belgeselde yer alıyor. Bu nedenle ilgili kişiler hakkında Fransa'da insan ticareti, adam kaçırma ve tecavüz suçlamalarıyla yargı süreci yürütülüyor. Kendisi ise tüm suçlamaları reddediyor.

Belgesel aslında yogayı yargılamıyor. Yoga, milyonlarca insanın fiziksel ve ruhsal sağlığına katkı sağlayan kadim bir öğretidir. Eleştirilen şey, yoga ve spiritüellik kavramlarının insanların zaaflarını kullanmak için bir araç hâline getirilmesidir. Çünkü tarih boyunca yalnızca dini yapılar değil, kişisel gelişim hareketleri, siyasi oluşumlar ve kimi terapi grupları da benzer yöntemlerle insanları kontrol etmeye çalıştı.

Bugün sosyal medyada da benzer bir tablo görüyoruz. Her gün yeni bir guru, yeni bir yaşam koçu, yeni bir enerji uzmanı ortaya çıkıyor. Sürekli daha mutlu olmanın, daha bilinçli yaşamanın, evrenle uyum yakalamanın formülleri satılıyor. İnsanların yalnızlığı, mutsuzluğu ve anlam arayışı dev bir pazara dönüşmüş durumda. Maneviyat, giderek ticari bir ürüne çevriliyor.

Twisted Yoga bu nedenle yalnızca bir suç belgeseli değil; insan psikolojisinin nasıl manipüle edilebildiğini anlatan önemli bir çalışma. Belgeselin verdiği en güçlü mesaj ise şu: Gerçek bir öğreti, insanın özgürlüğünü artırır; onu lidere bağımlı hâle getirmez. Gerçek bir rehber, sorgulamayı teşvik eder; itaati değil. Bir yapı sizden mahremiyetinizi, bedeninizi, eleştirel düşüncenizi ve özgür iradenizi teslim etmenizi istiyorsa, orada artık maneviyat değil, istismar başlamıştır.

Kaynaklar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder