Testosteron ve Matematik Yeteneği
Nevin Bilgin
Matematik başarısı ile cinsiyet arasındaki fark uzun yıllardır bilim dünyasının en tartışmalı konularından biri. Bu tartışmanın merkezinde ise testosteron hormonu bulunuyor. Bazı araştırmacılar testosteronun özellikle uzamsal düşünme, üç boyutlu nesneleri zihinde döndürme ve soyut problem çözme becerilerini etkilediğini savunuyor. Bu nedenle erkeklerin matematikte daha başarılı olduğu iddiası sık sık gündeme geliyor.
Ancak bilimsel veriler incelendiğinde tablo çok daha karmaşık görünüyor.
Erkekler Matematikte Gerçekten Daha Başarılı mı?
Geçmişte yapılan çalışmalar erkeklerin matematik testlerinde kadınlardan daha yüksek puan aldığını gösteriyordu. Fakat son kırk yılda yapılan meta-analizler bu farkın sanıldığı kadar büyük olmadığını ortaya koydu.
1989 yılında Lynn Friedman tarafından yapılan geniş çaplı meta-analiz, matematik performansındaki ortalama cinsiyet farkının oldukça küçük olduğunu gösterdi. Birçok durumda fark istatistiksel olarak sıfıra yaklaşıyordu.
Bugün eğitim araştırmalarının büyük bölümü kadınlarla erkeklerin ortalama matematik başarısının birbirine çok yakın olduğu konusunda hemfikir. Fark daha çok en üst ve en alt performans gruplarında ortaya çıkabiliyor.
Testosteronun Rolü Nedir?
Testosteronun beyin gelişiminde rol oynadığı biliniyor. Özellikle anne karnındaki gelişim döneminde ve ergenlikte salgılanan hormonların sinir sistemi üzerinde etkileri bulunuyor.
Bazı araştırmalar yüksek testosteron düzeyine sahip kadınların uzamsal düşünme ve zihinsel döndürme testlerinde daha başarılı olduğunu gösterdi. Benzer şekilde bazı çalışmalarda erkeklerde testosteron seviyeleri ile uzamsal beceriler arasında pozitif ilişki bulundu.
Fakat burada önemli bir sorun ortaya çıkıyor:
Aynı konuda yapılan başka araştırmalar bu ilişkiyi bulamadı.
2010 yılında yapılan ve yüzlerce kadın ve erkeğin incelendiği büyük bir araştırmada tükürük testosteron düzeyleri ile zihinsel döndürme performansı arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. Araştırmacılar testosteronun tek başına performansı açıklamadığını belirtti.
Yani bilim dünyasında "yüksek testosteron matematik zekâsını artırır" şeklinde kesinleşmiş bir sonuç yok.
İzlanda Neden Önemli?
Konuyu ilginç hale getiren nokta ülkeler arası karşılaştırmalar.
Uluslararası matematik sınavlarında cinsiyet eşitliğinin yüksek olduğu ülkelerde matematik farkının küçüldüğü görülüyor.
İskandinav ülkelerinde, özellikle İzlanda'da, kız öğrenciler bazı matematik ölçümlerinde erkekleri yakalayabiliyor hatta geçebiliyor.
Bu durum önemli bir soruyu gündeme getiriyor:
Eğer matematik başarısındaki farkın temel nedeni testosteron ve biyoloji olsaydı, dünyanın her yerinde benzer büyüklükte farklar görülmesi gerekmez miydi?
Fakat öyle olmuyor.
Ülkeden ülkeye değişen sonuçlar eğitim sistemi, kültürel beklentiler, özgüven, rol modeller, öğretmen tutumları ve ekonomik fırsatların da güçlü biçimde etkili olduğunu düşündürüyor.
Özgüven Faktörü
Araştırmaların gösterdiği en dikkat çekici sonuçlardan biri şu:
Kadın öğrenciler çoğu zaman erkeklerle aynı hatta daha yüksek notlar almalarına rağmen kendi matematik yeteneklerini daha düşük değerlendirme eğiliminde.
Mühendislik ve matematik alanlarında yapılan çalışmalar, erkek öğrencilerin performansları benzer olsa bile kendilerine daha fazla güvendiklerini gösteriyor.
Bu nedenle başarı ile öz-yeterlilik algısı arasında önemli bir fark oluşabiliyor.
Bilimsel veriler testosteronun beyin gelişimi ve bazı bilişsel süreçler üzerinde etkisi olduğunu gösteriyor. Özellikle uzamsal düşünme becerileriyle belirli ilişkiler bulunmuş durumda.
Ancak matematik başarısını yalnızca testosteronla açıklamak mümkün değil.
Çünkü ülkeler arasında görülen büyük farklılıklar, cinsiyet eşitliği arttıkça kapanan matematik farkları ve kadınların birçok toplumda erkeklerle aynı başarıyı göstermesi; eğitim, kültür, beklentiler ve özgüven gibi çevresel faktörlerin de en az biyoloji kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Bugünkü bilimsel tablo şunu söylüyor:
Matematik yeteneği ne tamamen hormonların ürünüdür ne de tamamen toplumun. İnsan beyninin gelişimi, biyoloji ile çevrenin sürekli etkileşiminin sonucudur.
Kaynakça.
Sapolsky, Robert M.Davranış
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder