Yerli ve Milli Seyahat Turlarının Halleri
Hepimizin içten içe bildiği ama parayı ödediği için katlandığı o klostrofobik turların anatomisi...
Nevin Bilgin
Tur otobüsü değil, okul dolmuşu kadar dar.
Şoför ve acente el ele verip otobüse koltuk eklerken muhtemelen bacak diye bir uzvun varlığını tamamen unutmuşlar.
Koltuklar birbirine o kadar yapışık ki, arkadaki yolcunun nefesi ensenizde, sizin dizleriniz ise öndekinin böbreğinde. Yol boyunca istemsiz bir akupunktur seansı sanki..
Koltuk Çetesi
Sabahın köründe, daha güneş doğmadan otobüsün kapısında beliren o gizemli kitle.
Hepsi dergiden fırlamış gibi giyinmiş kadınlar ama esniyorlar. Parlak taşlı terlik giyenden yırtmaçli simli pantalonunu çekiştirene kadar hepsi var.
Her gün, her mola dönüşü en ön koltukları nasıl olup da hep aynı 3-4 kişinin kaptığı, kuantum fiziğiyle bile açıklanamıyor.
O koltuklar tescilli, tapulu. Yanlışlıkla yaklaşırsanız "Orası bizim" bakışıyla çarparlar.
Nikotin Krizi ve Elektronik Sigara Ayinleri
Saatte bir "Krizim geldi kaptan!" diye arkadan fırlayan tiryakiler yüzünden otobüsün dur-kalk ritmi şehir içi minibüsüne dönebilir.
Dağ başında, bir tezek kokusu eşliğinde otobüs durur kapılar açılır açılmaz dışarı fırlayan kitle, sanki oksijen değil de sadece duman solumak için yaratılmış gibi senkronize bir şekilde çakmaklara sarılır.
Kimisi de tuvalete koşar..Tabii orada da sıra...
Gastronomik İhanet Karadeniz'de mantı, Ege'de tavuk sote yedirirler pilav ya da makarna eşliğinde. Yöresel lezzet diye birşey beklemeyin.
Turun en yaratıcı (!) kısmı yemek organizasyonu. Gitmişsiniz dünyanın en güzel sahil kasabasına, rehber mikrofondan coşkuyla anlatıyor: "Efendim buranın balığı, deniz mahsulleri meşhurdur..."
İçiniz kıpır kıpır, tam deniz kenarında duble bir şeyler hayal ederken, otobüs dağ başındaki, pencereleri jelatinli bir yol üstü lokantasına kırar. Çünkü anlaşma öyle.
Günün menüsü kuru bir tavuk sote veya plastik tabakta 3 adet donmuş köfte. Bilmem ne kadara size kakalanır..
Asla indirim yapılmayan, normal piyasanın üç katı fiyatlı bir adisyon.
Yemeğin üstüne çaylar şirketten yalanı (Aslında o çayın parası otobüse binerken sizden çoktan tahsil edilmiştir). O da 3 gün termosta beklemiş...
Yörenin balığı ünlüymüş? Olsun, siz yine de orada mantı yiyeceksiniz.
Neden? Çünkü o dükkan sahibinin rehbere vereceği komisyon oranı, balıkçının vereceğinden daha yüksek.
Zoraki Alışveriş ve "Hediye" Tuzakları
Tur programında kültürel gezi yazar ama o aslında "Dükkan Gezisi"nin paravanı.
Rehber sizi tarihi bir kiliseye götürür, içeride 5 dakika kalırsınız.
Ama hemen çıkıştaki "Doğal Taş / Lokum /Pişmaniye/ Baharat / Organik Macun" artık glikoz şuruplu ne varsa dükkanda tam 1,5 saat mahsur kalırsınız.
Kadınlar koordineli bir şekilde reyonlara dağılır, "Aaa bak bu İstanbul’da yok" diyerek aslında her semt pazarında olan sabunları sepetlere doldurur..
Erkekler dükkanın önündeki kaldırım taşında elleri arkada, memleket kurtarma seansına başlar. Çantalar dolar, bagajlar şişer, cüzdanlar hafifler.
Oh ne rahatlık...
Biri Bizi Gözetliyor Otobüsü
Tura tek katıldıysanız, hayat kumarını masaya sürmüşsünüz demektir. Otel odasında yanınıza kimin düşeceği tamamen bir Rus ruletidir.
Gece odaya girersiniz ve karşınızda, hayatınızda ilk kez gördüğünüz, daha ilk dakikadan yatağa uzanıp kereste fabrikası gibi hırlayarak uyumaya başlamış bir yabancı hem cinsiniz.
Sabaha kadar tavanı izleyip "Benim ne işim var burada?" varoluşsal krizine girersiniz.
Otobüs içi istihbarat ağı CIA’den daha hızlı çalışır.
Kim kiminle oturdu? Kim rehbere ne sordu? Kim öğle yemeğinde ne kadar bahşiş bıraktı? Kim gruptan ayrı yürümeye çalışıyor?
Herkes birbirini saniye saniye dikizler, akşam otelde yemek kuyruğunda dedikodular space odası gibi canlanır.
Her gördüğü yamaçta dudak büzüp yandan çarklı selfie yapanlar..Üstüne..
Bekleyiş...
Mola biter, rehber mikrofondan anons yapar: "Değerli misafirlerimiz araç hareket edecektir, lütfen yerlerimizi alalım."
İşte o an, insanlık tarihinin en büyük sınavı başlar. O otobüs asla zamanında hareket edemez.
Çünkü illa ki bir çift, o yörenin meşhur dondurmasını almak için kuyruğa girmiştir bir teyze son saniyede tuvalete kaçmıştır ya da dükkandaki pazarlık uzamıştır.
Otobüsteki 45 kişi, camdan dışarıya "Gelseler de parçalasak" bakışlarıyla o kayıp yolcuları bekler.
Araç içinde gerilim tırmanır, şoför direksiyona vurmaya başlar... ve o meşhur, sinir bozucu, zoraki neşeli otobüs oyunları başlar.
Koltukta dik oturmaya çalışarak, diziniz öndekinin sırtında, yanınızdakinin dedikodusunu dinleyerek bir sonraki "tavuk-köfte" durağına doğru sarsıla sarsıla ilerlersiniz.
Yine de dönüş yolunda herkes birbirine "Çok güzel gezdik ama di mi?" der ya; işte bu turların en büyük gizemi de budur.
#tur
#TurizmBakanlığı
#TURSAB

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder