RAMAZAN KAPİTALİZMİ
MANEVİYATIN TİCARİLEŞMESİ
NEVİN BİLGİN
Ramazan ayı, Müslümanlar için ibadet, dayanışma ve manevi arınma zamanı olarak kabul edilir. Ancak günümüzde bu kutsal ayın ruhu, kapitalizmin keskin dişleri arasında şekil değiştiriyor.
"Ramazan kapitalizmi" olgusu, Ramazan’ın manevi boyutundan çok, ticarileşmiş yönüne odaklanıyor. İftar menülerinin astronomik fiyatları, lüks iftar sofraları, "Hoş Geldin Ramazan" temalı süslemeler, özel üretim kürdanlar ve kutlamalar…
Lüks İftar Sofraları ve Fiyat Şoku
Ramazan ayı, geçmişte komşularla, akrabalarla ve ihtiyaç sahipleriyle paylaşılan mütevazı sofralarla anılırdı. Ancak günümüzde, beş yıldızlı otellerde, lüks restoranlarda sunulan "iftar menüleri" dudak uçuklatan fiyatlarla pazarlanıyor. 2025 yılı itibarıyla, İstanbul’da bazı otellerin iftar menüleri kişi başı 4 bine kadar çıkabiliyor. Orta halli restoranlarda bile iftar menüleri 700-1500 TL aralığında.
Oysa Ramazan, israfın ve gösterişin değil, tevazunun ve paylaşımın ayı değil miydi?
Marketlerde "Ramazan Kampanyaları"
Market rafları, "Ramazan'a özel" indirim adı altında yüksek fiyatlarla dolup taşıyor. Fakat bu indirimler çoğu zaman aldatıcı. Ramazan öncesinde zamlanan ürünler, "kampanya" adı altında aslında yüksek fiyatlarla satılmaya devam ediyor. Hurma, pide, güllaç, baklava gibi Ramazan’a özgü gıdaların fiyatları neredeyse ikiye katlanıyor. Büyük zincir marketler, "Ramazan kolisi" adı altında önceden paketlenmiş gıda setleri satarken, bu kolilerin içeriği çoğu zaman düşük kaliteli ürünlerden oluşuyor.
Maneviyat Yerine Reklam ve Gösteriş
Birçok marka, Ramazan’ın manevi atmosferini reklam stratejisine dönüştürüyor. İftar vakti duyarlılığı adı altında özel reklam filmleri çekiliyor, sosyal medya kampanyaları düzenleniyor. Ancak bu reklamların çoğu, aslında büyük tüketim çarkının bir parçası. Firmalar, "yardımlaşma" ve "dayanışma" mesajları vererek kendi ürünlerinin satışını artırmayı hedefliyor.
Sahur ve İftar İçin Özel Tasarlanmış Ürünler
Bir zamanlar sadece doğal bir ibadet zamanı olan sahur ve iftar, artık ticari bir pazarlama aracı haline geldi. Marketlerde "iftarlık" ve "sahurluk" adı altında özel ürün reyonları oluşturuluyor. Ramazan’a özel temalı kürdanlar, balonlar, masa süsleri, kartpostallar ve hatta Ramazan’a özel tasarlanmış mutfak eşyaları satılıyor. Maneviyatın ön planda olması gereken bir ay, adeta bir festival havasına büründürülerek tüketime yönlendiriliyor.
Yardımlaşma ve Sosyal Denge Unutuluyor
Ramazan’ın temel ruhu, yardımlaşma ve dayanışmadır. Ancak günümüzde lüks iftar sofralarının gölgesinde, yoksulların sesi giderek daha az duyuluyor. Bir yanda iftar için binlerce lira harcayanlar varken, diğer yanda iftar sofrasına bir sıcak yemek koyamayan aileler var. Belediyeler ve hayır kurumları aracılığıyla yapılan yardım çalışmaları elbette önemli, ancak sistematik ekonomik adaletsizlik Ramazan’da daha da belirginleşiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder