30 Kasım 2025 Pazar

 ULUS’TAKİ TARİHİ BİNALAR OSMANLI DEĞİL CUMHURİYET ESERİ



Ankara'nın kalbi, Ulus'un o kadim meydanında durduğunuzda, sizi saran heybetli taş cepheler, derin kemerler ve işlenmiş alınlıklar, zihinlerde asırlık bir Osmanlı gölgesi canlandırır. Sanılır ki, bu duvarlar asırlık bir imparatorluğun yorgun mirasıdır.

Oysa bu yanılgı, büyük bir kuruluş efsanesinin üstüne düşen ince bir perdedir.

Ulus’taki her yapı, birer mimari belge, 1920'lerin ve 1930'ların devrimci ruhunun taşa kesilmiş imzasıdır. Bu binalar, bir imparatorluğun yıkılışından hemen sonra, harabelerin üzerine atılmış bağımsızlık yeminlerinin ilk tuğlalarıdır. İhtişamları, geçmişe duyulan bir özlemden değil, geleceğe duyulan sarsılmaz inançtan beslenir.

Cumhuriyetin Anıtsal Kimliği

Ulus'un ana aksını oluşturan ve halk arasında "eski" olarak bilinen bu binalar, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı adı verilen, geleneksel motifleri modern işlevlerle birleştiren bir üslupla inşa edilmiştir. Bunlar, genç başkentin imar faaliyetlerinin ve ulusal kimlik arayışının somut belgeleridir:

·II. Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası (Cumhuriyet Müzesi): Mimar Vedat Tek tarafından 1924 yılında tasarlanan bu bina, Atatürk'ün Nutuk'u okuduğu salonu barındırır.

·Ankara Palas: Yine Mimar Vedat Tek imzasını taşıyan ve 1927 yılında tamamlanan bu yapı, Cumhuriyetin ilk lüks konukevi ve sosyal yaşam merkezi olmuştur.

·Merkez Postanesi (PTT): 1925 yılında inşa edilen PTT binası, genç devletin iletişim ağını kurduğunun mimari kanıtıdır.

·Merkez Bankası Binası: Mimar Clemens Holzmeister tarafından 1933 yılında tamamlanan bu yapı, ulusal bankacılığın ve ekonomi politikasının sembolüdür.

·Başvekalet Binası (ASBÜ): 1925 tarihli bu yapı, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Başbakanlık binası olarak hükümetin Ulus'ta kurulduğunun tarihsel belgesidir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder