3 Aralık 2025 Çarşamba

 3 Aralık’ın Çiçekleri Soluyor: 

Kaldırımlar Bile Engelken Hangi Engelliler Günü




Nevin BİLGİN 

Her yıl 3 Aralık’ta aynı sahne kuruluyor. Çiçekli görseller, duygu dolu cümleler, vicdan tazelermiş gibi paylaşılan mesajlar… 

Hepsi güzel, hepsi nazik, ama hepsi boş. Neden mi? Çünkü bu ülkede bir engellinin gerçekten yürüyebildiği bir kaldırım gören var mı?

Kaldırım dediğin şey zaten engelli olmayan insanı bile zor yürütüyor. Araçlar park etmiş, dükkanlar tezgahı taşırmış, biri lastik değiştiriyor, biri kargosunu yığmış, diğeri tabela dikmiş… Yayayı görünce boğmak istiyor sanki. 

Yaya için bile yaşam alanı kalmamışken, bir tekerlekli sandalyenin nasıl ilerlemesi bekleniyor?

Engelli rampası diye yapılan eğimler kaydıraktan farksız, merdivensiz erişim yolları ya yok ya da göstermelik. Asansörlerin çoğu çalışmıyor. 



Parklarda engelsiz dolaşmak hayal… 

Toplu taşımaya binebilmek ise tamamen şansa bağlı, bazı otobüs şoförleri engelliyi gördüklerinde durakta durmadan kaçıyor. 

Çalışan bir rampa, dikkat eden bir şoför ya da gerçekten erişilebilir bir otobüs bulabilirsen şanslısın demektir engelli kardeşim. 

Peki ya istihdam? Engelli bireyin yeteneğine göre işe alındığı bir örnek kaç kişiye denk gelmiştir? 

Kağıt üzerinde uygun, gerçek hayatta “rahatsız edici ayrıntı” muamelesi görülen bir sistemde, fırsat eşitliği  ağızdan çıkan süslü bir kelime yalnızca.

Yaya alanları işgal altında, şehirler engelliye değil, tabelaya, egzoza, düzensizliğe çalışıyor. 

Sanki her şey binalar, arabalar için dizayn edilmiş. İnsanlar fazlalık gibi. 

Yani hepimiz çok güzel mesajlar atıyoruz ama şehirlerimizin hali ortada, kafanızın içi ortada, sokağın kendisi ortada. 

Kutlama yapmak umarım faydalı olur. 

Gerçek bir “Engelliler Günü” için önce çiçekli paylaşımları değil, önce insan öncelikle şehirleşme, insan öncelikli kafa yapısı, insan öncelikle kaldırımlar yapmamız gerekiyor. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder