21 Aralık 2025 Pazar

 Şok Doktrini ve Felaket Kapitalizmi: 

Neoliberal Hegemonyanın Gayriresmi Tarihi



Nevin BİLGİN

Şok Doktrini, neoliberalizmin küresel ölçekte egemen hale gelişini açıklayan en etkili eleştirel çerçevelerden birisi.

Naomi Klein’ın The Shock Doctrine: The Rise of Disaster Capitalism (2007) adlı çalışmasıyla literatüre kazandırılmıştır. 

Klein, bu eserinde serbest piyasanın dünya çapında “doğal” ya da “demokratik” yollarla zafer kazandığı yönündeki hakim anlatıyı radikal biçimde sorgular ve bunun yerine, neoliberal dönüşümün büyük ölçüde şok, kriz ve sistematik şiddet üzerinden inşa edildiğini ileri sürer. 

Bu yönüyle The Shock Doctrine, yalnızca bir ekonomi politik eleştiri değil, aynı zamanda çağımızın egemen ideolojisinin gayriresmi tarihi olarak okunmaktadır.

Klein’a göre neoliberal serbest piyasa düzeni, yaygın kabulün aksine, demokrasiyle eşzamanlı ve uyumlu bir biçimde yayılmamıştır. Aksine, savaşlar, askeri darbeler, terör saldırıları, ekonomik çöküşler ve doğal afetler gibi kolektif travmalar, neoliberal politikaların uygulanması için kritik eşikler işlevi görmüştür. 

Bu durum, Klein’ın “şok doktrini” olarak adlandırdığı stratejinin özünü oluşturur. Şok doktrini, toplumların kriz anlarında yaşadığı yönelim kaybını, korku ve belirsizlik halini, kapsamlı özelleştirmeler, sosyal devletin tasfiyesi ve emek piyasalarının esnekleştirilmesi gibi radikal piyasa yanlısı politikaların hayata geçirilmesi için kullanır.

Bu çerçevede Klein, son kırk yılın kritik tarihsel kırılma noktalarını kapsayan geniş bir analiz sunar: 

1973 Pinochet darbesi sonrası Şili, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya ve Doğu Avrupa, ABD’nin “Shock and Awe” doktrini altında işgal ettiği Irak ve Katrina Kasırgası sonrasında New Orleans. Bu örneklerin ortak noktası, krizin hemen ardından kamusal alanın hızla tasfiye edilmesi ve piyasanın mutlaklaştırılmasıdır. 

Klein’a göre bu süreçler, tesadüfi ya da zorunlu değil; ideolojik olarak uzun süredir hazırlanan bir ekonomik mühendislik programının ürünüdür.

Şok Doktrini’nin düşünsel kökenleri, Chicago Üniversitesi’nde Milton Friedman öncülüğünde geliştirilen neoliberal iktisat anlayışına dayanmaktadır. 

Friedman’ın savunduğu “şok terapisi”, kriz dönemlerini piyasa reformlarının uygulanması için benzersiz fırsatlar olarak görür. 

Klein ise bu yaklaşımı sert biçimde eleştirerek, krizlerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal ve psikolojik araçlar olarak kullanıldığını ileri sürer. 

Bu bağlamda yazar, modern şok tekniklerinin kökenini yalnızca iktisat teorisinde değil, 1950’lerde McGill Üniversitesi’nde CIA destekli yürütülen elektroşok deneylerine kadar geri götürür. 

Klein’a göre bu deneyler, bireysel bilinçte yaratılan yıkım ile toplumsal düzeyde uygulanan ekonomik yeniden başlatma stratejileri arasında çarpıcı bir paralellik sunmaktadır.

Klein’ın felaket kapitalizmi olarak adlandırdığı bu yapı, krizlerden yalnızca politik sonuçlar üretmekle kalmaz; aynı zamanda kriz yönetiminin kendisini de özelleştirerek yeni ve karlı bir ekonomi yaratır. 

Savaşların yeniden inşası, afet sonrası güvenlik, sağlık ve altyapı hizmetlerinin özel şirketlere devredilmesi, bu felaket kapitalizmi kompleksinin temel bileşenleridir. 

Böylece kriz, istisnai bir durum olmaktan çıkarak, neoliberal sistemin sürekliliğini sağlayan yapısal bir unsura dönüşür.

The Shock Doctrine, bu yönleriyle serbest piyasa ideolojisinin barışçıl ve kaçınılmaz ilerleyişine dair anlatıyı dağıtarak, neoliberalizmin çoğu zaman demokrasiyle değil, otoriter yönetim biçimleri ve yapısal şiddetle birlikte işlediğini ortaya koyar. 

Eser, yayımlandığı tarihten itibaren uluslararası ölçekte büyük yankı uyandırmış; The New York Times çok satanlar listesine girmiş, 2009 yılında Warwick Writing Prize’a layık görülmüş ve otuzdan fazla dile çevrilmiştir. 

Alfonso Cuaron tarafından çekilen altı dakikalık eşlikçi belgesel filmin Venedik Bienali ve Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gösterilmesi, çalışmanın kültürel etkisini daha da genişletmiştir.

The Shock Doctrine, neoliberal hegemonyanın yalnızca ekonomik bir tercih değil, krizler üzerinden işleyen tarihsel, siyasal ve ideolojik bir proje olduğunu gösteren temel metinlerden biri olarak çağdaş eleştirel düşünce literatüründe merkezi bir konum işgal etmektedir.

Kaynakça: 

Klein, Naomi, Şok Doktrini, Agora Kitaplığı


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder