ERKEKLERİN HAFTA SONU RİTÜELLERİ:
SİFON ÇEKMEDEN ARABA YIKAMAYA ULUSAL BİR DRAM
Hafta sonu geldi mi bazı erkekler için hayatın anlamı netleşir:
Araba yıkanacak. Uzun uzun. Aşkla. Şefkatle. Neredeyse romantik bir bağ kurularak.
Evde sifon çekilmez, musluk damlatır, su boşa akar… sorun değil.
Ama o araba?
Bir damla leke kalmamalı. Jantlar diş fırçasıyla ovulur, kaput bezle parlatılır, camlar sanki NASA’ya gönderilecekmiş gibi silinir.
Su kıtlığı mı?
“Devlet çözsün.”
Ama araba yıkama?
Bu kişisel bir görev, hatta kutsal bir sorumluluktur.
Kaldırımdan akan sular, köpük köpük yola karışır. Kanalizasyon? Umursanmaz.
Önemli olan arabaya yukarıdan bakınca “oh be” dedirtecek o parlaklıktır.
İnsan çocuğuna bu kadar özenmez, ama otomobil pırıl pırıl olmalıdır.
Avrupa’da bu manzarayı göremezsiniz.
Kimse apartman önünde hortumu açıp üç saat araba yıkamaz.
Çünkü orada su “şaka” değildir.
Kurallar vardır, denetim vardır, ceza vardır.
Bizde ise:
“Bir şey olmaz abi.”
Erkeklerin ikinci hafta sonu görevi ise daha sessiz ama bir o kadar semboliktir:
Ev kıyafetleriyle fırında ekmek beklemek.
Eşofman altı, terlik, yarı kapalı gözler…
Sanki ekmek değil de insanlığın son umudu alınacaktır.
Kasada beklerken bakışlar boşluğa sabitlenir.
Bu da bir görevdir.
Ev içi emeğin sembolik temsilidir:
“Ben de bir şey yaptım.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder