kent yazıları...
KÜRESEL KÖRLÜK
Gri Sabahlar, Hız...
Nevin BİLGİN
Gri sabahlar…
Ne çoktur Ankara’da.
Bu şehir çoğu zaman kurşuni bir gökyüzüne uyanır.
Ama kimse farkına bile varmaz. Uyur gezer gibidir. Çünkü bir telaş vardır. Kent, uyanmaz sanki, yarış start alır.
Arabalar hızla geçer.
İnsanlar daha gün doğmadan yetişme telaşına düşer.
Sabahın ilk hormonu güneş değil, kortizoldür.
Alarm çalar, beden alarma geçer.
Kentleşme dediğimiz şey biraz da budur.
Doğanın ritminden kopmuş bir kalabalığın, betonun içinde panikle yaşaması.
ELDE PASTANE POĞAÇALARI
Elde bir poğaça. İçinde hangi yağ var bilinmez. Karaciğermiş, kolesterolmüş, damarmış...
Ama bilmeye de vakit yoktur. Çünkü modern insan için önemli olan içerik değil, hızdır.
Beslenmek değil, yetişmektir.
KENT BÜYÜR İNSAN KÜÇÜLÜR
Kent büyüdükçe insan küçülür.
Küreselleşme, gökyüzünü tek renge boyar sanki griye...Tek tip yüksek binalara...
Aynı kahve zincirleri.
Aynı mağazalar.
Aynı vitrinler.
Aynı kredi kartı taksitleri.
Bir şehirden diğerine gittiğinizde aslında başka bir yere gitmezsiniz aynı hızın farklı asfaltını deneyimlersiniz.
EMPERYALİZM VE PARA AKIŞI
Para akışı, yaşamın yerini almıştır.
Emperyalizm artık sadece askeri bir kavram değildir. Gündelik alışkanlıklarımızın içine yerleşmiştir.
Ne yiyeceğimizden ne giyeceğimize, nasıl güzelleşeceğimizden nasıl tatil yapacağımıza kadar her şey paketlenmiş, markalanmış ve satılmıştır.
Gri sabahın farkına varmamamız tesadüf değildir.
Çünkü sistem yavaşlayan insanı sevmez.
Duran insan düşünür.
Düşünen insan sorgular.
Sorgulayan insan tüketmez.
Bu yüzden kent hep hızlıdır.
Yavaşlık bir tehdit gibidir.
Bir pencere tülü hafifçe sallanırken dışarıda motor sesleri yükselir.
Şehir koşar. İnsan koşar. Para döner.
Ama gri gökyüzü oradadır.
Sabırlı. Sessiz. Tanık.
Belki gri olan gökyüzü değil, hızın içindeki bizizdir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder