9 Aralık 2025 Salı

 BİR KALEMDEN ÖĞRENDİĞİM MARKA VE TÜKETİCİ AHLAKI

BİR ALMAN MARKASI ÖMÜR BOYU GARANTİ VE KIRILAN KALEMİ KABUL EDİP İKİ KEZ YENİ KALEM GÖNDERİYORSA...



NEVİN BİLGİN 

Yaklaşık 10 yıl önce, Ankara Kızılay’daki Gür Ozalit Kırtasiye’den bir Rotring Rapid Pro aldım. Satış görevlisi kalemin özelliklerini anlattıktan sonra bir de “ömür boyu garanti” deyince, içimden hafifçe gülmüştüm. Bu düzende tüketici kimdi ki? Şirketler için yerdeki bir karıncadan farkımız var mıydı gerçekten?

Yine de kalem o günün şartlarında oldukça pahalıydı ve içimde bir yerde güvenmek istedim. Aldım.

Sonra hayat başladı.

Kalemi iki kez düşürerek kırdım.

İlkinde Gür Ozalit ilgilendi, firmayla iletişime geçtiler, kalem tamir edildi ve bana teslim edildi. “Demek gerçekten ilgileniyorlar” diye düşündüm.

İkinci düşüşte bu kez doğrudan Rotring’e yazdım. Kalemimin kırıldığını, ondan ne kadar memnun olduğumu; önemli sınavlarda, dönüm noktalarında elimden düşürmediğimi anlattım. Bana İstanbul’daki bir adresi verdiler, gönderdim.

Ve kalem bana yenilenmiş, sıfır olarak yanında “sağlıklı günlerde kullanmanız dileğiyle” notuyla geri döndü.

O an anladım:

Marka dediğin şey, logosunda değil; insanına gösterdiği değerde gizli.

Sonra Rotring’in hikayesine baktım.

1928’de Almanya’da “Tintenkuli” adıyla başlamış bir mühendislik tutkusu…

Daha sonra alınan “Rotring” ismi — Almanca’da “kırmızı halka” — bugün hala kalemin üzerinde duran küçük ama çok güçlü bir sembol. Tasarımın, titizliğin ve kullanıcıya verilen sözün simgesi.

Her modelin arkasında bir fikir, bir amaç var.

Bunu görünce insan ister istemez bizdeki şirketlerin tutumunu düşünüyor. Tüketiciyi oyalayan prosedürleri… Gereksiz bürokrasiyi… İlettim de ilettim mesajları, robotlar, çemkiren kadın temsilciler.

Haykıran erkek çalışanlar. 

Hatta geçenlerde yaşadığım kaza sonrası, kaskolu aracıma aynayı bile onarmadan teslim etmeye çalışan RS Servis, AXA Sigorta, eksper vs ile karşılaştırınca insan üzülüyor. 

Sonra tekrar Rotring’e bakıyorum.

Aynı dünyada yaşıyoruz ama aynı iş ahlakında değiliz.

Ve yıllar önce Kızılay’da aldığım o kalem, bugün bana halâatek bir şeyi hatırlatıyor:

Gerçek marka olmak ürün satmakla değil, insana değer vermekle başlar.

Gerisi zaten kendiliğinden geliyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder