İdeolojisizleşme Mi?
Piknik Sepeti Siyaseti Mi?
Akışkan Modernite
Nevin Bilgin
Klasik ideolojilerin katı sınırlarının çözülmesi ve bireylerin kendilerini artık tek bir etiketle tam olarak tanımlayamaması, modern dünyanın en belirgin sosyolojik kırılmalarından biridir. 20. yüzyılın dünyayı açıklamaya ve kurtarmaya çalışan o devasa, köşeli ve paket program sunan büyük anlatıları, bugünün akışkan ve öngörülemez gerçekliği karşısında pratik karşılıklarını yitirmiştir.
İnsanlık artık tek bir ideolojik anahtarın tüm kapıları açamayacağını yaşayarak deneyimlemiş durumdadır. Bu durum bireysel bir tutarsızlıktan ziyade, içine doğduğumuz çağın karmaşık yapısına karşı geliştirilmiş son derece gerçekçi ve savunmacı bir reflekstir.
Bugün birey, sabah uyandığında küresel bir iklim krizinin yarattığı endişeyle devletin piyasaya müdahale etmesini ve katı çevreci politikalar uygulamasını isteyerek "sol" bir reflekse yaklaşabilmektedir.
Ancak aynı birey, öğleden sonra bireysel özgürlüklerini, ifade alanını ve girişimci ruhunu kısıtlayan bürokrasiye isyan ederken "liberal" bir çizgiye oturabilmekte; akşam ise kontrolsüz göç dalgaları veya kültürel aşınma karşısında aidiyet hissini ve sınırlarını koruma güdüsüyle "milliyetçi" bir refleksi benimseyebilmektedir.
Sosyolog Zygmunt Bauman’ın "akışkan modernite" olarak kavramsallaştırdığı bu yeni evrede, kimlikler ve fikirler sabit bir kalıba dökülmek yerine, kabın şeklini alan bir akışkanlığa bürünmüştür.
İnsanlar artık ideolojik paketlerin tamamını satın almak yerine, önlerindeki spesifik sorunlara göre farklı havuzlardan argüman devşiren "seç-al" bir siyasi okuryazarlığı tercih etmektedir.
Bu esnemenin arkasındaki en büyük dinamiklerden biri de şüphesiz dijital çağın getirdiği bilgi bombardımanıdır.
Geçmişin sınırlı haber kaynakları ve içine kapalı gettoları yerini, her an her fikrin rasyonel veya duygusal argümanıyla karşı karşıya kaldığımız hibrit bir kamusal alana bırakmıştır. Bu yoğun geçirgenlik, dogmaların ve körü körüne bağlılıkların altını oymaktadır.
Üstelik geçmişin ideolojik bagajları, katliamları, ekonomik çöküşleri veya otoriter sapmaları hafızalarda tazeliğini korurken, modern insan "tam şuyum" diyerek o kimliğin geçmişteki ve gelecekteki tüm günahlarına ortak imza atmak istememektedir. Etiketlenmek, bir özgürleşme aracı olmaktan çıkıp entelektüel bir hapishaneye dönüşmüştür.
Siyaset, ideolojik ütopyaların ve büyük ilkelerin savaşı olmaktan çıkıp, kriz yönetiminin, pragmatizmin ve teknik çözümlerin üretildiği bir mühendislik alanına evrilmektedir. Toplumlar ve bireyler, kendilerini tek bir kelimeyle sınırlayan o eski konforlu ama dar odalardan çıkmışlardır.
Bugün kimsenin tam anlamıyla liberal, solcu ya da milliyetçi olamaması, bir kimliksizleşme değil; aksine insanın kendi içsel çeşitliliğini, çağın getirdiği çelişkileri ve hayatın griliklerini siyah-beyaz formüllere feda etmeme kararlılığıdır. Katı olan her şeyin buharlaştığı bu çağda, insan zihni de daha esnek, melez ve mesele odaklı bir hayatta kalma stratejisi yürütmektedir.
#ideolojisizleşme
#pikniksepetisiyaseti



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder