İSTANBUL ANSİKLOPEDİSİ...
Bir Şehrin Hafızası, İki Kadının Hikâyesi
Netflix'in "İstanbul Ansiklopedisi" adlı dizisi, aslında Reşad Ekrem Koçu'nun yarım kalan İstanbul'una bakıyor.
Netflix'in dizisi İstanbul Ansiklopedisi, adını yalnızca kulağa hoş geldiği için seçmiyor.
Dizi, ismini tarihçi ve yazar Reşad Ekrem Koçu'nun ömrünü adadığı dev eseri İstanbul Ansiklopedisinden alıyor. Koçu, onlarca yıl boyunca İstanbul'un sokaklarını, semtlerini, kahvehanelerini, meyhanelerini, tulumbacılarını, esnafını, efsanelerini ve unutulmaya yüz tutmuş insanlarını tek tek kayıt altına almaya çalıştı.
Onun amacı yalnızca bir şehir anlatmak değil, hızla değişen bir medeniyetin hafızasını korumaktı.
Netflix dizisi de aynı sorunun peşine düşüyor; ancak bu kez ansiklopedinin maddelerini değil, o maddelerin arasında kaybolan insanları anlatıyor. Eski İstanbul'un yerine yükselen yeni hayatlar, değişen kimlikler, parçalanan aidiyetler ve birbirine yabancılaşan insanlar üzerinden şehrin ruhunu sorguluyor.
BAŞÖRTÜLÜ MÜ BAŞÖRTÜSÜZ MÜ
Dizinin merkezindeki genç kadın, muhafazakâr bir çevreden İstanbul'a geliyor. Başörtüsüyle büyümüş, belirli değerler içinde yetişmiş bir hayatın ardından, bambaşka bir dünyanın içine giriyor.
Başörtüsünü çıkarması yalnızca bir kıyafet değişikliği olarak okunamaz. Bu sahne, Türkiye'nin uzun yıllardır yaşadığı modernleşme, kentleşme ve kimlik tartışmalarının kişisel bir yansımasına dönüşüyor.
Karakter ne tamamen eski hayatına ait hissedebiliyor ne de yeni dünyanın içinde bütünüyle yer bulabiliyor. İstanbul, ona özgürlük sunduğu kadar köksüzlük de getiriyor.
İSTANBUL'UN HİKAYESİ
Bu nedenle dizi yalnızca iki kadının hikâyesini anlatmıyor. Aynı zamanda İstanbul'un hikâyesini anlatıyor. Bir zamanlar mahalleleriyle, komşuluklarıyla, sokak kültürüyle yaşayan şehrin; bugün rezidanslar, geçici kiralık evler ve sürekli hareket hâlindeki kalabalıklar arasında nasıl kimlik değiştirdiğini gösteriyor.
Reşad Ekrem Koçu'nun ansiklopedisi kaybolan İstanbul'u yazıya dökmeye çalışmıştı. Netflix'in İstanbul Ansiklopedisi ise artık yazıyla korunamayan, ancak insanların hayatlarında hissedilen o kaybı ekrana taşıyor. Bu yüzden dizinin gerçek başrolü ne Nesrin ne de Zehra. Asıl başrol, her gün biraz daha değişen ve hafızasını yitiren İstanbul'un kendisi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder