Gelsin SUV'lar, Gelsin Villalar, Gelsin Golden Visalar... Ve Gitsin İnsanlar
YAŞAM SANKİ DEV BİR BEKLEME SALONUNA DÖNÜŞTÜ
NEVİN BİLGİN
Artık kimse bir şehirde yaşamıyor herkes başka bir şehre kaçmanın planını yapıyor.
Gelsin SUV'lar.
Gelsin villalar.
Gelsin akıllı evler.
Gelsin Golden Visa'lar.
Gelsin Dubai'den emlak videoları.
Gelsin Portekiz oturum izni.
Gelsin Bali'den çalışma masaları.
Gelsin Karadağ'da deniz manzaralı daireler.
Gelsin YouTube'da "500 bin liraya Avrupa'da ev aldım" videoları.
Gelsin "Bu ülkeden nasıl giderim?" rehberleri.
Gelsin...
Gönder gelsin, gönder gelsin. Sohbetler, reklamlar, planlar hep bunlar üzerine...
Çünkü artık çağımızın en büyük hayali, yaşadığı yeri güzelleştirmek değil.
Oradan kaçmak.
Kimse kendisini, çevresini, yaşadığı mahalleyi konuşmuyor.
Kimse yaşadığı şehrin parkını, kütüphanesini, tiyatrosunu, sinemasını tartışmıyor.
Masalarda artık romanlar yok.
Emlak fiyatları var.
Filmler yok.
Dolar kuru var.
Şiir yok.
Yurt dışına çıkış yolları var.
İnsanlar birbirlerine "Ne okuyorsun?" diye değil, "Hangi ülkeye taşınmayı düşünüyorsun?" diye soruyor.
DEV BİR BEKLEME SALONU GİBİ...
Sanki bütün dünya dev bir bekleme salonuna dönüştü.
Kimse bulunduğu yerde değil.
Herkes zihninde başka bir ülkede yaşıyor.
Bir sonraki yatırım...
Bir sonraki pasaport...
Bir sonraki oturum izni...
Bir sonraki ev...
Bir sonraki otomobil...
Hayat erteleniyor.
Mutluluk erteleniyor.
Yaşamak erteleniyor.
Çünkü algoritmalar bize sürekli başka hayatlar gösteriyor.
DUBAİ'DE KAHVE, İSPANYA'DA VİLLA, YUNAN ADASINDAN KALAMAR
Bir adam Dubai'de kahvesini içiyor.
Biri İspanya'da villa geziyor.
Öteki Yunan adalarında gün batımı paylaşıyor.
Bir başkası yeni SUV'sinin direksiyonundan konuşuyor.
HAYAT EKSİLİYOR
Sonra dönüp kendi hayatımıza bakıyoruz.
Bir anda yaşadığımız ev küçülüyor.
Şehrimiz çirkinleşiyor.
Arabamız eskiyor.
Hayatımız eksik görünmeye başlıyor.
Oysa eksilen belki de evimiz değil.
Dikkatimiz.
Çünkü ilk kez insanlık tarihinde milyonlarca insan, her gün binlerce başkasının hayatını izleyerek kendi hayatını değersiz hissetmeye başladı.
AİDİYET YERİNE DOLAŞIM
Sosyolog Zygmunt Bauman'ın söylediği gibi, modern çağın insanı artık bir yere ait olmak istemiyor sürekli hareket hâlinde kalmak istiyor. Aidiyetin yerini dolaşım alıyor. Ev, kök salınacak bir yer olmaktan çıkıyor; gerektiğinde satılacak bir yatırım aracına dönüşüyor.
YA MEMLEKET.....
Belki de bu yüzden artık hiçbir şehir "memleket" gibi hissedilmiyor.
İstanbul yatırım.
Londra fırsat.
Dubai vergi avantajı.
Atina Golden Visa.
Lizbon oturum.
Şehirler, insanın hikâyesini taşıyan yerler olmaktan çıkıp finansal tabloların satırlarına dönüşüyor.
Ve bütün bunların arasında fark etmeden şunu kaybediyoruz:
Bir yere ait olabilme duygusunu.
Belki de çağımızın en büyük kaçışı, ülkeden değil.
Kendimizden.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder