BEN, BEN, BEN
BEN MERKEZCİLİK BIKTIRDI MI SİZİ DE?
İlk cümle bir istek.
Bir rica.
Bir şikâyet.
Bir talep.
Bir dert yanma.
Ya karşındaki de insan ama..
Nevin BİLGİN
Eskiden insanlar söze bir "Merhaba" ile başlardı.
"Nasılsın?"
"Günaydın."
"Kolay gelsin."
Bunlar sadece nezaket cümleleri değildi. Karşımızdaki insana "Seni görüyorum. Sen de benim kadar önemlisin." demenin en basit yoluydu.
Bugün ise birçok konuşma tek bir kelime etrafında dönüyor:
Ben.
Benim işim.
Benim derdim.
Benim isteğim.
Benim zamanım.
Benim problemim.
Telefon açılıyor.
Daha "Merhaba" yok.
Daha "Nasılsın?" yok.
İlk cümle bir istek.
Bir rica.
Bir şikâyet.
Bir talep.
Sanki karşı tarafta bir insan değil de sadece işleri çözen bir görevli var.
Daha da acısı, bunu sadece yabancılara yapmıyoruz.
En çok da sevdiklerimize yapıyoruz.
Annemizi arıyoruz.
"Nasılsın anne?" demeden, "Akşama gelirken şunu al." diyoruz.
Babamızı arıyoruz.
Sesindeki yorgunluğu fark etmeden bir işimizi anlatıyoruz.
Kardeşimize mesaj atıyoruz.
Selam vermeden bir isteğimizi yazıyoruz.
Arkadaşımızı arıyoruz.
Onun gününün nasıl geçtiğini merak etmeden kendi sıkıntımızı anlatıyoruz.
Eşimiz eve geliyor.
"Bugün nasıldı?" diye sormadan kendi yaşadığımız stresi döküyoruz.
Çocuğumuz okuldan geliyor.
Gözlerinin içine bakmadan önce ödevini soruyoruz.
Farkında olmadan en yakınlarımızı bile, ihtiyaçlarımızı karşılayan insanlar gibi görmeye başlıyoruz.
İşte ben merkezcilik tam da burada başlıyor.
Karşısındaki insanın da bir hayatı olduğunu unutmak...
Onun da yorulduğunu...
Üzüldüğünü...
Hasta olabileceğini...
Bir yakınının hastanede olabileceğini...
İşini kaybetmiş olabileceğini...
Hayatının en mutlu ya da en zor gününü yaşıyor olabileceğini hiç düşünmemek...
Çünkü zihin tek bir noktaya odaklanıyor:
Ben.
Sosyal medyada ben...
Telefonda ben...
Evde ben...
İş yerinde ben...
Arkadaş ortamında ben...
Herkes konuşuyor.
Ama çoğu insan dinlemiyor.
Herkes anlatıyor.
Ama kimse gerçekten merak etmiyor.
Belki de bu yüzden ilişkilerimiz derinleşmiyor.
Çünkü insanlar artık birbirlerine ulaşmıyor; sadece ihtiyaçlarına ulaşıyor.
Oysa bazen bir "Merhaba"...
İçten söylenmiş bir "Nasılsın?"...
"Vaktin var mı?" diye sormak...
Karşımızdaki insanı gerçekten dinlemek...
Bunlar yalnızca nezaket değildir.
Empatidir.
Saygıdır.
İnsanlıktır.
Belki de bugün hepimizin kendine sorması gereken soru şudur:
Konuşmalarım gerçekten "biz" diye mi başlıyor, yoksa her cümlem "ben" diye mi başlıyor?
Çünkü ilişkileri yıkan büyük kavgalar değil; her gün tekrarlanan küçük bencilliklerdir.
Ve bazen bir toplumun ruhu, insanların birbirine söylediği ilk kelimede saklıdır.
O ilk kelime artık "Merhaba" değil de sadece "Ben" olduysa, asıl üzerinde düşünmemiz gereken mesele de budur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder