1. Bölüm
Sağcı teröristler mi, solcu teröristler mi geri zekalı?
TURAN İTİL (MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ'IN KARDEŞİ) 1980'DEKİ ARAŞTIRMA HAKKINDAKİ SÖZLERİ:
"TERÖR ARAŞTIRMASI YAPTIK"
"SONUÇ KATİL OLAN TERÖRİSTLERİN GERİ ZEKALI OLDUKLARIYDI. BASIN TEFERRUATA GİRMEDEN BAŞLIK ATTI"
"SAĞCILAR SOLCULARDAN BİRAZ DAHA FAZLA GERİZEKALIYDI"
NEVİN BİLGİN
Turan İtil, "Unutulan Beyin" adlı kitabında, 1980 sonrasında cezaevlerinde yapılan deneylerin terörle ilgili olduğunu belirtilirken, araştırmanın sonuçlarının rapor olarak bastırılıp o dönemde dağıtıldığını ancak basına kapalı olması nedeniyle işin ayrıntısına bakılmaksızın "Türk teröristi geri zekalı" başlıkları atıldığını ifade etti. 1980 döneminde cezaevlerindeki mahkumlar üzerinde terör araştırması yapıldığını, özellikle de tetiği çekenlerin neden adam öldürdükleri üzerine yoğunlaşıldığı, o dönemde yapılan testlerin buna ilişkin olduğu ifade edildi.
İtil'in bu konudaki yanıtları şöyle:
Soru: Terör araştırması yapma fikri nereden çıktı? Türkiye'de yaptığınız belki de en önemli çalışma, 1980 sonrasında Genelkurmay'la birlikte gerçekleştirdiğiniz terör aaştırması. Böyle bir araştırma yapmak nereden aklınıza geldi? Burada ne gibi temaslar kurdunuz?
Bildiğiniz gibi Türkiye 1970'lerin ortalarından itibaren sağ ve sol terörün etkisi altına girmişti. Hergün 10-15 kişi ölüyordu. Herkes gibi ben nde bu durumdan büyük üzüntü duyuyordum. 1977-78 yıllarıydı sanıyorum, o zaman ABD'de bir psikiyatr arkadaşım vardı. O bana, "gerçi Türkiye'deki terörizm tam terörizm değil ama yini de bunun pisokoljik yönlerini araştırmak gerekir" demişti. Ama, ben, Türiky'de böyle bir çalışma yapmanın çok zor olacağını düşünmüştüm. 1980 yılında askeri darbe olduktan sonra terör olayları çok azaldı ya da tamamen kesildi. Ben darbeden yaklaşık 6 ay sonra Türiky'ye geldim ve terör olaylarının birden sona erdiğini öğrenince çok şaşırdım hem de çok meraklandım. İki şey ilgimi çekiyordu o sırada. Kendi kendime diyordum ki, 1960'da bir genç öldüğünde bütün millet ayağa kalkmıştı.
Soru: Turan Emeksiz olayından mı sözediyorsunuz?
Evet aradan 15 yıl geçiyor. Her gün bir sürü genç ölüyor ama kimse fazla önemsemiyor. Neden? Aklımdaki birinci soru buydu. İkincisi ise yine bu doğrultudaydı. 1960'ta birisi öldürüldüğü için ayağa kalkan gençler 15 yıl sonrna öldürülenlerle fazla alakadar değillerdi, hatta bizatihi kendileri adam öldürüyor ya da öldürenleri destekliyorlardı. Peki ama bu 15 yıl içiresinde bu gençlerin psikolojisinde ne değişmişti? Buraya geldikten sonra anlamdım ki, askerler gelince baskı ve korku sonucu terörizm azalmış, peki ama askerlerden gittikten sonra yeniden başlar mı? Bu sorunun cevabını veremilmek için meselenin derinine inip bu çocukların neden terörist olduklarını, bunları teröre iten nedenleri araştırmak gerekiyordu. Nasıl olur da bir insan hiç tanamdağı bir insanı soğukkanlılıkla öldürecek noktaya gelir? Bunun psikolojik nedenleri nedir?
Bu soruları bir akşam birlikte yemek yediğimiz bir arkadaşım (Güneri Artunkal" a) anlatıyordum, anlattıklarımla çok ilgilendi. Bu arkadaşın babası eskiden yüksek mevkilerde görev yapmış bir adamdı. Buna 'bu tatsız bir konu başına iş açarsın, girmemeni tavsiye ediyorum, fakat illaki bu sorunla gerçekten ilgileniyorsan bakan yardımcısı İlhan Öztrak benim sınıf arkadaşım., ben bu meseleleyi onunla konuşayım" dedi.
Birkaç gün sonra beni aradı. İlhan Bey meseleyle çok ilgilenmiş ve 'gelin Ankara'da konuşalım" demiş. Onun üzerine kalktık Ankara'ya gittik. Tabii ben bu işlerin gerisinde ne var ne yok bilmiyorum. Ben tam araştırmacı kafasıyla hareket ediyorum. İlhan Bey'e nasıl bir çalışma yapmak istediğimi anlattım. Çok ilgilendi ve hemen Milli Güvenlik Kurulu'ndan birisine telefon etti. Telefonda konuştuğu kişi de beni Genelkurmay'a davet etti.
Ben Genelkurmay'a gidip yine düşüncelerimi anlattım. Adam beni dinledikten sonra iki general çağırdı ve hocanın bu şekilde bir fikri var siz ne dersiniz" diye sordu. Onlar da, "Biz böyle bir çalışmaya 3 yıl önce daha darbe olmadak başladık. Bu fikrimizi üniversiteden kimi hocalara açtık, bunlardan kocası gazeteci olan meşhur bir psikolog araştırma için bize bir teklif verdi, ancak bu iş için çıkartılan bir maliyet vardı, gerçi çok büyük bir rakam değildi ama bizim böyle bir bütçemiz olmadığı için hemen evet diyemedik, hoca bize kendi şartlarını söylesin, belki çalışmasıy kendisiyle birlikte sündnürürüz" dediler.
Bunun üzerine o zamana kadar ne yaptıklarını baktım ve 'ben bu şekilde bir ataştırma yapmak istemiyorum. Siz çalışmalarınıza devam edin" dedim ve ayrıldım.
Soru: Onların çalışmasında sizi rahatsız eden şey neydi?
Çok genel çerçeveye oturtulmuş bir çalışmaydı. Benim için önemli olan insanlar. Terörist diye dışarıdan bakınca belki herkes terörist ama burada terörist damgası yemiş ve hüküm giymiş insanlar var. Bence yapılması gereken şey, bu işin içine girmiş, adam öldürmüş, öldürülmesine yardımcı olmuş, yani birini öldürmek için eline silah almış, bunun sonucunda mahkemeye çıkmış ve hüküm giymiş insanlarla sınırlı bir araştırma yapmaktı
Soru: Ben de şunu sormak istiyordum. Siz terörizmi çok geniş bir perspektif içinde alıyorsunuz. O günkü sağ-sol çatışması içind eyer almış, içeri girip çıkmış insanların hepsine terörist demek mümkün değil.
Tabi tabi. O zaman birçok kimse bunları böyle görmüyordu. Aynı şeyleri İrlanda'da görüyoruz., orada da terörist olanlar ve olmayanlar var. Özgürlük savaşçılğı diye bir kavram var. Ama kmisi bunların hepsini terörist olarak görüyor. Dolayısıyla çalışmayı bu şekilde yürütürseniz siyasi ve sobjektif bir şey olacaktı. Oysa objektif olan diyelim ki çocuk bir öldürme olayına katımış, yalnızca katılmakla da kalmamış bu suçtan hakim karşısında çıkmış ve hüküm giymiş. Üstelik benim düşünceme göre bu ceza da en az 5 yıl olmayıldı. Çünkü burada hukukçularla konuştum, öldürme olayına karışanlara verilen ceza en az 5 yıldan başlıyormuş. Benim araştırmak istediğim grup böyle bir gruptu.
Nasıl oldu da bu insanlar öldürme olayına girdiler? Bunların geçmişleredi nedir? Ailevi ve sosşal hayatları nasıldır? Bu noktaya gelinceye kadar hagni aşamalardan geçmişler? Şahsiyetleri nasıldır? Genel olarak psikolojik profiillleri nedir? Ben böyle şeyleri merak ediyordum. Daha önceki çalışmayı yürütenler benim bu önerimi çok steril ve spesifik bir çalışma olarak gördüler ama o zamanın patronları böyle bir çalışmanın faydalı olabileceğini söylediler.
Soru: Patronları derken Milli Güvenlik Kurulu'ndan mı yoksa Genelkurmay'dakilerden mi bahsediyorsunuz?
Olayın doğurdan MGK'ya gidip gitmediğini bilmoyurm. Ben Genelkurmay'dakileri söylüyorum. Benim anlattımlarım Genelkurmay'da olanlar ve daha önce böyle bir araştırmayı başlamış olanlar. Bunlar benim fikrimi makul buldular ve karşlığınnda ne istediğimi sordular. Kendilerine bu işten maddi hiçbir beklentim olmadığını söyledim. Sadece çalışma masraflarını değil, bu arada yapacağım seyahat masraflarına da kendim karşılayacağımı belirttim. "Peki ama bunları şahsen nasıl yaparsın" diye sordular. Ben de "şahsen yapmayacağımı, bir vakfım olduğunu, bu araştırmayı bu vakıf aracılığıyla yürüteceğini" sösyledim. Birinci şartım buydu. "Ya ikincisi" dediler. "Bu araştırmayı tamamen ilmi kurallar içerisinde yapacağız, araştırmaya katılacakların mutlaka yazılı izinleri alınacak" dedim.
Araştırma esnasında uyulması gereken uluslararas kuralları, Helsinki kararlarını anlattım. Tabii hepisteki çocukların izin verip vermeyecekleri meselesi çıktı. "İzin verenleri alırız, vermeler katılmaz" dedim. Neler yapmayı düşündüğümü sorudlar. Şu anda detayları tam olarak bilmediimi ama böyle bir araştırma yapmaya karar verirlerse, ABD'ye dönüp orada tetkikler yapacağımı, böyle bir grubun psikolojini çizmek için ihtiyaç duyulanların listesini çıkartacağımı ve bu incelemede ne gibi enstürmanlar kullanacağımı saptayacağımı ve taii bir de mali portreye bakacağımı, eğer mali portrede bir sorun yoksa yani benim vakfımın mali portresinin dışında değilse projeyi bir protokol halinde imzalayacağımı söyledim. "Son halini görürsünüz kabul edip etmemek size kalmış" dedim. "Olur" dediler.
Soru: Ya diğer proje?
Bana o projeyi bırakacaklarını, çünkü hem birtakım zorluklar olduğunu hem de böyle bir maddi yükün altına girmek istemediklerini söyleldiler. Ben bundan rahatsız oldum. Hayatım boyunca hep temkinli bir insan olmuşumdur. Biliyordum ki, önceki projeyi yürüten insanlar sonuçta faturayı bana çıkaracak ve kızacaklar. "Lütfen siz projeyi sürdürün, çünkü bu iki çok farklı projeler" dedim. "Yok zaten onlar bu işi bizim ircamız üzerine yapıyorlardı, ayrıca bunlar bir gruba dahil insanlar öznel olma ihtimalleri var" dediler. O zaman sormadım ama sonradan öğerendim hangi gruba dahil olduklarını. Ben herhangi bir gruba dahil olmadığım gibi memleketin halini de bilmiyordum, çok nafi bir halim vardı. O zaman o ilk konuştuğum arkadış bana, "Turan bu işlere girme başına iç çıkarsın" demişti. Tabii ben yıllardır yurtdışında yaşadığım için bazı bilgiler kaybolmuş o arkadaşı dinlemedim ve bu işe girdim. Türkiye'nin açısından da olayın denenlelrini bilmenin çok önemli olduğunu düşünüyordum. Üstelik bu durumun halihazırda hapishanede olan gençlere de yardımı olabileceğin onların rehabilitasyonuyla ilgili ipuçları vereceğini düşünüyordum.
-------
İtil, röportajda proje hazırlıkları, devletin genel yaklaşım, konularındaki sorulara da yanıt veriyor.
----------------
İtil, çalışmanın sonuçlarının değerlendirmesinde de şu tespitlerde bulunuyor:
Soru: Neler öğrendiniz?
Bir tanesi şuydu; Bu çocuklar değil ama bunların bağlı oldukları gruplar kesinlikle uyuşturucu ticaretine karışmışlardı. Türkiye'den uyuşturucu gönderip dışardan silah alıyorlardı. Bu bizim için yeni bir bulguydu. Bizim araştırma yaptığımız teröristler idealist, ancak bunların bağlı oldukları gruplar hiç de idealist değiller. En önemli bulgulardan bir tanesi de, sağ ile sol terör arasında hiçbir fark olmamasıydı. Bütün psikolojik testlerin sonuçlarına bakıyorsunuz ve hiçbir farkl göremiyorsunuz. Tek fark binin sağcıyım, diğerinin solcuyum demesi. Toplantıya katılan uzmanların bize söylediği siz bunları biraz daha iyi inceleyin bunlar uyuşturucu ve silah ticaretine sokulmuş gruplar bunlarda ideolojiden ziyade başka şeyler aramak gerekir" oldu.
------------------------------------
Çalışmayla İlgili Dedikodular ve Yorumlar
Soru: İkinci çalışmanın içinde siz yoktunuz artık, Peki Ayhan Songar var mı?
Var. Bu adamları biraz daha tetkik edin dediler. Literatüre bakıkp bunlar hangi gruplara benziyorlardar araştırdık. Tetiği çekenler üzerine yoğunlaştık. İkinci bir toplantı yapılacaktı. Akıllının birisi toplantıyı basına kapattı. Toplantıyı doğrudan bakanlık üstlendi. Terör araştırması kamuoyunda yavaş yavaş duyulmaya başladı, hakıknda ileri geri konuşmaya başlanmıştı. "Yapılan nedir, arkasında ne var gibi" sorular soruluyordu. Toplantının kapalı olması tuz biber ekti. "Kimbiler bunlar çocuklara ne yapıyorlar ki, kimse duymasın diye gizli kapaklı toplantılar düzenliyorlar" diye düşündüler.
Toplantı sonrasında birtakım sonuçlar ortaya çıktı. Türkiye açısından en önemlisi, İngilizlerin hipoteziydi. Onlar lider kadrosuna uluşmak için hapistekilere pişmanlık yasası çıkartılmasını önerdiler. "Bunu yaptığımız zama nlider kadroya ulaşmanız kolaylaşır biz bunu Malezya'daki denedik sonuç verdi" dediler. Bu hipotez Adalet Bakanlığı tarafından kabul gördü. Zaten o sırada Genelkurmay bu işten tamamen çekilmiş durumdaydı ama daha öncesinde Genelkurmay benden araştırmanın bulgularını değerlendirmemi istemişti. Ben gerekli değerlendirmeyi yapıp yazılı olarak kendilerine iletmiştim. Genelkurmay bunu 80 sayfalık bir rapor olarak bastırdı ve 100 adet basılan rapor ilgili mercilere dağıtıldı.
İkinci toplantıya gelenlerin çoğu bizim bu raporumuzu okumuştu. Tabii bu rapoprun içindekiler basına da sızdırılmıştı. Oradaki tespitlerimizden biri katil olan Türk teröristlerinin gerizekalı olduklarıydı. Sağıcılar solculardan biraz daha fazla gerizekalı. Entellektüel olanlar solda daha fazla, sağda daha az. Üç aşağı beş yukarı bilinen şeyler. İşin teferruatına bakılmadan "Türk teröristi geri zekalı" başlığıyla yayımlandı. Bu arada başka şeyler de bulundu. Örneğin ister sağdan, ister solldan olsun bir terörist tetiği nasıl çeker hale getiriliyor.